İRAN’A KOCAMAN BİR TEŞEKKÜR!

İran, son yaşanan savaşta çok önemli bir gerçeği bütün dünyaya bir kez daha gösterdi: “Süper güç” denilen ABD’nin sanıldığı kadar tartışmasız ve dokunulmaz bir güç olmadığı gerçeğini…

İran bir başka gerçeği daha gösterdi bize. Delinmez dedikleri İsrail’in Demir Kubbesini de maşallah kevgire çevirdi.

Bunlar için kocaman bir teşekkürü hak ediyor!

İran’da halk günlerdir sokakta. Savaşın ilk anlarında yaşanan kayıplar, üst düzey isimlerin hedef alınması ve içeriden yaşanan ihanet iddiaları hepimizin gözleri önünde gerçekleşti. Görünen o ki, en büyük tehlike bazen dışarıdan değil, içeriden geliyor.

Ama buna rağmen halk dimdik ayakta.

Yaklaşık 2500 yıllık bir medeniyetin mirasçıları olan Pers torunları; Tahran’da, Tebriz’de, İsfahan’da ve diğer şehirlerde gecenin geç saatlerine kadar meydanları terk etmiyor. Bu direnci görmek, tarih bilinciyle yoğrulmuş bir toplumun refleksidir.

Allah yardımcıları olsun.

Öte yandan, Türkiye’de bazı kesimlerin mezhepçilik ya da farklı sebeplerle bu savaşta İran’ın karşısında konumlanması düşündürücü. Bu tavrın, Ortadoğu’da on binlerce masumun kanına giren politikaların işine yaradığı açık.

28 Şubat’ta Tahran’da bir okul bombardımanında hayatını kaybeden 168 masum kız çocuğunu düşünün…
Ortadoğu’da yıllardır öldürülen çocukları düşünün…

Bu tablo karşısında, zalimlerle aynı çizgide durmanın izahı gerçekten zor.

Ne diyelim…
Allah herkese basiret nasip etsin.

ACABA NEDEN?

İç politikaya gelince…

Türkiye’de siyaset üzerine yazı yazmak çoğu zaman boşa kürek çekmek gibi. Herkes kendi siyasi yankı odasında yaşıyor. Farklı bir ses duyulduğunda kulaklar adeta otomatik olarak tıkanıyor.

Ama yine de insan sormadan edemiyor:

Bu kadar ciddi iddialarla anılan Uşak Belediye Başkanı neden haftalarca partiden ihraç edilemedi?

Gaziantep’te Mehter Marşı okuyan çocuklara sırtını dönen o görüntüler…
Bunlar gerçekten bireysel hatalar mı, yoksa daha bilinçli bir projenin ürünü mü?

İnsan ister istemez şüpheye düşüyor.

Öte yandan, Şamil Tayyar’ın şu sözleri de oldukça dikkat çekici:
“Yolsuzluk ve ahlaksızlık yapan AK Parti’li belediyelere de sıra geldi.”

Eğer bu sözler bir işaretse, o zaman mesele sadece muhalefet ya da iktidar meselesi değildir. Mesele doğrudan ahlak ve yolsuzluk meselesidir.

Tam da burada, tarihten ibretlik bir uyarıyı hatırlamak gerekiyor:

Peygamber Efendimizin kızı Hz. Fatıma’ya söylediği o meşhur söz…
“Ey Fatıma, babam peygamber diye güvenme; salih ameller işle. Yoksa seni ben bile kurtaramam.”

Mesaj açık:

Hiç kimse, hiçbir makam, hiçbir siyasi kimlik;
yanlışın üzerini örtmeye yetmez.

Yetmemeli.

Adalet, taraf tutmaz.
Ahlak, parti rozeti taşımaz.