“Ey insanlar” genel bir ifade iken “Ey İman edenler” özel bir ifade. Bu ibare Kuran’da 88 defa yer almış. Böylelikle bu söze gönül verenler ise, ey iman edenler hitabıyla, şereflenmişler. Ne var bu lafız da? İlim sahipleri derler ki: “bu hitap da imanda sabit ve daim olmaya, imanın gereklerini yapmaya tahrik ve teşvik vardır” denilmiş. Bu ifadeyle başlayan ayetler müminlere çok önemli hükümleri bildiriyor. Onların iman sahipleri olduğuna dikkat çekerek, imanın gereğini yerine getirmeye ve imanı korumaya çağırıyor. Bu ifadeyle Yüce Allah, inanan kullarını doğrudan muhatap alıyor ve onların imanlarını harekete geçiriyor. İbn Mesûd, bu ifade ile ilgili olarak şunları söyler: “Yüce Allah'ın 'Ey iman edenler' çağrısını duyduğun zaman kulaklarını aç ve can kulağıyla onu dinle. Çünkü bu çağrıdan sonra O, ya hayırlı bir işi sana emrediyordur, ya da seni kötü bir şeyden sakındırıyordur. "
Ramazan ayındayız ve Allah bizi “Ey iman edenler size oruç gerekli farz kılındı” buyuruyor. Ne yapmalıyız? Resulullah’ın bize öğrettiği gibi sahura kalkacağız, sonra niyetleneceğiz ve akşam iftara kadar yeme içmeyi terk edeceğiz, yani oruç tutacağız.
Ramazan ayında şeytan zihniyeti taşıyanlar boş durmaz. Günah işlemeye temayüllü olan benliğimiz sonra yaparsın vs der. Bu tür seslere kulağımızı tıkayacağız Rabbimizin bize ne dediğini hatırlayacağız. O ayetlerden biri mealen şöyle.
“Ey inananlar, hepiniz birlikte topyekûn İslâm’a/barışa girin, şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o size apaçık düşmandır.” “Ey inananlar, Allah'tan, O'na yaraşır biçimde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” Ali İmran 103 “ Allah c.c övgüsüne mazhar olmak ne büyük nimet, aman mahrum kalmayalım.
Kul olmak ne güzeldir, niye olsun derseniz Çünkü Rabbimiz bizim güzel kul olmamızı istiyor. İhtiyacı yok ama biz kulluğa tercih edersek kazanacağız. Peki, kulluk ve kul olmak nedir? Abd kul demek, bilerek dinin gereğini yapmak. Hz. Muhammed As bir adı Abdullah’tır, Allah’ın kulu. Tebliğ tebyin açıklama ve temsil görevini en iyi yaptığı için bu isimle anılmıştır. Bu bir şeref ve itibardır.
Bize ne biz bu bilgilere sahip olursak ne kazanırız. Kayırsız kalırsak ne kaybederiz? Şöyle izah etmişler: adımızın adı Abdullah olmaz ama Allah’ın sevgili kullarından biri olabiliriz. Bizi o yarattı Ruhundan üfledi, sayısız nimet verdi bunun bilincinde olmak ilk işimizdir.
Ve kulluk insan için hakiki özgürlük olup en yüksek rütbelerden biridir.
İsra suresinin ilk ayetinde ondan ‘kul’ diye bahseder. Şahadet kelimesi de onun kul olduğu peygamber olduğundan evvel dile getirilerek kulluk rütbesinin yüceliğine dikkat çekilmiştir. Kur’an’da Yüce Allah, Ey Benim kullarım buyurarak, kendine yaraşır kullarına sahip çıkmış ve onları sahiplenerek onlara büyük bir mevki vermiştir. Allah’ın ey benim kulum tabirini duyan insan, O’na layık olabilmek için, her şeyiyle Onun rızası için gayrete gelir ve harekete geçer. Yüce Allah, bu ifadeyle bir ayetinde doğrudan, bir ayetinde ise ‘de ki’ ifadesiyle dolaylı olarak kullarına seslenir. Bu iki ayet şöyledir: “Ey inanan kullarım, benim arzım geniştir, bana kulluk edin.”Ankebut 56
Kulluk yapmak kul olmak kolay ve sadedir. Misal verecek olursak oruç ne kadar kolay değil mi? Sadece bir ay, sahur imsak arası. Ciddi bir mazereti olan fidye verir, maddi imkânı yoksa verirlerse alır.
İnsana ne oluyor da hayırda yarışmaz? Zevk ve menfaatin peşinde koşar? Bu belli bir noktaya kadar helal meşru ölçüler içinde her bir müslüman için gereklidir. Ama hayatın gayesi değildir. Onlardan hayırlısı cennette verilecektir.
Allah’a kulluğu beğenmezsek adı şu bu olur ama bir insan başka bir şeyin kulu olur. Ramazan ayı kulluğumuzu süzgeçten geçirme fırsatı vermektedir. Duruşumuzu gözden geçirenler için daha iyisi güzelin adresi bellidir.