HUKUKLA HARP

Siyaset ve hukuk camiasında, Warfare(savaş) sözcüğüne, Law(kanun) sözcüğü eklenerek; lawfare(hukuk harbi) terimi oluştu. Bu terim, siyasi rakibinize diz çöktürmek için hukuki yollarla yapılan asimetrik harp çeşidini, açıklamak amacıyla kullanılıyor. Lawfare; hukukun, siyasal rakiplerini saf dışı edebilmenin aracı haline getirilmesidir. Türkiye bu asimetrik hukuk harbini, FETÖ terör örgütü sayesinde yaşadı. Binlerce insanımız FETÖÇÜ Savcıların oluşturduğu sahte delillerle; Ergenekon, casusluk, Balyoz gibi davalarda cezalandırıldı. Tank, tüfek, kasaturanın yerini; Zekeriya Öz’ün cübbesi, ceza kanunu, FETÖ’cü savcıların iddianameleri aldı.

Hukukla savaş yönteminde Mahkemeler, Parlamentolar istenilen sonucun alınması için tek başına yeterli değildir. Bir de aparat medyaya ihtiyaç vardır. Hukukun zulüm olarak kullanılabilmesi için, kamuoyunun oluşturulması gerekir. Amaç doğrultusunda bir algının yaratılması gerekir. Bu algıda yazılı basındaki kalemşorlar, televizyonlardaki ruhunu vicdanını satmış silahşorlar aracılığı ile sağlanır. Sağlandıktan sonra devlet gücü kullananlar; neyin hukuka uygun, neyin hukuka aykırı olduğuna, kitleleri kolayca inandırır.

Tüm dünya Lawfare sözcüğünü Brezilya’da ki Lula soruşturmasıyla tanıdı. Bu yöntemde, hukukun zemini bir savaş alanına dönüştürüldü. Hakim ve Savcılar bir davanın; askeri konumuna geldiler. Askerlerin silahı ve mermileri de; Parlamentonun rakibe göre oluşturduğu yasalar oldu. Sonra Yüksek Mahkeme Lula’ya ceza veren yargıç Sergio Moro ile savcılar arasındaki telegram yazışmalarında; savcıların ve hakimlerin çeteleşerek organize bir şekilde Lula aleyhine delil topladıkları ve bu sahte delillerle karar oluşturulduğu, adaylığının engellendiği hükmüne vardı. Adaylık engellendikten sonra, başkan seçilen Bolsonaro’nun ilk Adalet Bakanı cezayı veren yargıç Sergio Moro oldu. Bu sonuç davanın siyasi amaçla başlatılıp yürütüldüğünün en büyük kanıtıydı.

Hukukla harp yöntemine başka bir örnek, Arjantin’den verebiliriz. Federal savcının Devlet Başkanı Cristina Kirchner hakkında açtığı “vatana ihanet” davasıdır. Bu davada savcılar tarafından lehe olan deliller soruşturma dosyasına konulmamış, aleyhe deliller bizzat Savcılar tarafından yaratılmış, oluşturulmuş.

Hukukun bir savaş aracı olarak kullanılması yönteminin Afrika, Güney Amerika, Ortadoğu, Asya gibi bölgelerde görülmesi tesadüf değildir. Lawfare bugünkü dünyada istisnai bir yöntem değil, olağan bir yönetme biçimi haline gelmiştir. Yeni bir darbe yöntemidir. Darbeyi askerler silahla değil, onların yerine hukukçular cübbeleri ile iddianameleri ile yapar.

Lawfare anlayışını yok etmek, ancak gerçek hukuk devletinde olur. Hukuk adalet süzgecinden, devlette hukuk süzgecinden geçerse elde edilen; hukuk devletidir. Lawfare anlayışını geriletmek Demokrasiyle, şeffaflıkla, hesap verilebilirlikle olur. Yönetenlerinde, yönetilenler gibi hukuka tabi olmasıyla, hukuk kurallarına uymasıyla olur. Hukukun üstünlüğünün olmadığı devletlerde; kalkınma, gelişmişlik, huzur, barış, toplumsal ilerleme yoktur.