Ne istedin, derdin ne? Denir ise bir hikâyem olsun istedim. Ve bir gün bu hikâyeyi önümüze koyacaklar.”Oku kitabını” diyecekler. İşte o gün başımı öne eğenlerden olmak istemiyorum. Bu arzu istek sadece kendim için değil önce insanımız sonra biraz genişleterek neden tüm insanlık olmasın? Aslında iç dünyam çok geniş, ben insanların mutlu olmalarını istedim. Bu dünya gelip geçecek ama ahiret ebedi.
Hatırlayalım bir Nesimi var. O bir şiirinde. "Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam" der. Bu mısra için şöyle açıklamışlar. İnsanın hem maddi hem de manevi dünyayı içinde barındırabileceğini, ancak bu dünyaya sığmayacağını ifade eder. İnsanın hem maddi hem de manevi dünyayı içinde barındırabileceğini, ancak bu dünyaya sığmayacağını ifade eder.
Kuran’da geçen bir ayette kıyamet günü için der ki;” O gün gelince, O'nun izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onlardan kimi bedbaht kimi de mutludur.” Hud,105. İbn. Abbas bu ayet için Hz. Muhammed sav tüm insanların mutlu olmasını isterdi demiştir.
Hikâye denildikçe masal değil gerçek olanları da var. Kuran’da geçen Peygamber kıssaları var. Ne der ne demek ister dersek anlamış oluruz. En güzeli Yusuf kısasıdır.
Yusuf suresi 3. Ayet. “Biz sana vahyetmekle, kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz” “kasas” kelimesi sözlükte bir şeyin izini sürmek anlamındadır. Ragıp Kuran’da geçen kıssalar hayali değil gerçektir. Ve en güzel olandır.
Peki, bu sure üzerinden Hz. Muhammed As ve izleyicilerine neyi anlatılmıştır? Bu soru meseleyi anlamamız için yeterlidir. Yusuf As kardeşleri kıskanmışlar, onu kuyuya atmışlar. Sonra Kuyu başına gelen kervan tarafından alınıp, köle pazarında satılmış. Satın alan Aziz’in evinde bakıldığı, bu arada Aziz’in hanımı ona musallat oluyor. Ve zindan günlerinin başladığı, Kralın gördüğü bir rüyayı yorumlaması, Azizin hanımını itirafı, sonrası Yusuf As devlet yönetimine gelmesi, kardeşlerini af etmesi, babası Bünyamin’i yanına alması anlatılır.
Bu surenin 102.ayetten itibaren Hz. Peygamberin de Yusuf misali sıkıntılar çekse de sonuç kendisine bir devletin müjdelendiği anlaşılmaktadır. Sonuçta akıl sahiplerine bir ibretler bulunduğunu beyan edilmektedir.
Rol model olarak aldığımız Mehmet Akkaya üzerinden şöyle bir sonuç çıkarmak mümkündür. Hepimizin bir hikâyesi var. Kendim için söylersem kısık sesli, mevki makam itibari ile zayıf biriyim. Sesimi sözümü yazdıklarımı geniş kitlelere ulaştırabilseydim. Ama ümit ederim, kimse duymasa okumasa bile Rabbimin bileceğine olan inancım bana yetiyor. Keşke hikâyemiz insanlara ışık tutacak cinsten olabilse, karanlıklardan aydınlığa vesile olsa ve sonrakilere de ışık olsa.
Evet, her bir insanın hikâyesi var ve olacak. Farklı ve tesir eden, iz bırakan hikâye sayesinde minnet ve şükranla anılan kahramanlarımız sayısı çok olur. Müslüman olarak arzu etmemiz gereken Nemrut Firavun misali değil, Kuran’da adı geçen Peygamber misali, onların izleyicilerine yakışan şekilde olsun. Bu yolda olanların bazıları yaşarken, bazıları vefat ettikten sonra kahraman olur. Ne lazım bilgi ve gayret sonuç başarı Tevfik Allah’tandır.