Dostluk dertleşmeyi, paylaşmayı gerektirse de; bu zamanda bazı yakınlarına, tanıdıklarına bile hatasını söylemek zor. Çünkü herkes gerçeği taşıyacak karakterde ve yapıda değil. Örneğin kibri aklından büyük olanlara, hatasını söylemek zor. Kibirli insanın ilişkisi dikenli tel gibi, dokunanı kanatıyor. Dışta ki kibir, içte ki fakirliğin eseri. Kibri aklından büyük olanlar ruhen, fikren ve kültürel olarak; çoraktır, kıraçtır, verimsizdir. Susuzluktan çatlamış, Toprak gibiler. Yaranın kaynağı derindedir! Doğruyu düzeltmek için değil, seni susturmak için konuşmana karşılık verirler.
Kişisel menfaatini hakikatin üstünde görenlere; hataları söylenmez. Çünkü onlar olaya hak hukuk penceresinden değil; menfaat penceresinden bakarlar. Menfaat ile hakikatte bir arada yaşayamaz. Menfaat yaşamak, hakikat yaşatmak ister. Menfaatçinin derdi çıkarlarıdır, başkaları onları ilgilendirmez.
Vicdanı paslanmış, küf tutmuş olanlara; hataları söylenmez. Zira o ne yaptığını, neden yaptığını bilerek yapar. Bu tür insanlar utanma duygusundan, fersah fersah uzaklaşmıştır. Kötülüğü yaşam biçimi haline getirdiği gibi, bir adım ötesi kötülüğü örgütlü hale getirmiştir. Kötülük karakteri olmuştur. Onlara hataları söylenmez. Onlar yanlış yaptığının zaten bilincindedir. Ancak vicdanı köreldiği için; başkalarına yaptığı kötülüğü umursamaz, duyarsızdır.
İnsan sevdiği ile değil, önemsediği ile uğraşırmış. Önemsediğimiz insanlara hatasını, elbette söylemeliyiz. Söylemeliyiz de, söylerken eleştirisel değil yapıcı, uygun bir üslupla ve sorunun çözümleri ile birlikte söylenmesi gerekir. Karşımızdakini kendimizin yerine koyarak söylemeliyiz. Zira empatinin en önemli basamakları; anlamak, sevmek, değer vermek ve paylaşmaktır.
Paylaşmak istediğin kişi kibirli, menfaatçi, kötülük karakteri olmuş birisi ise; nasıl söylersen söyle bir şey fark etmez. Çünkü günümüzde yaşanan hayatın gerçekle ilişkisi sorunlu, kimsenin gerçeği aradığı yok. Çoğu kimsede, bu kadar yalanın içinde aradığı gerçeği bulamıyor. Oysaki Emerson’nun söylediği gibi: Tanıştığımız herkesi öğretmenimiz gibi görerek, mutlaka herkesten öğrenebileceğimiz bir şeyin olduğu gerçeğini bilsek; hatalarımızı anlamak, çözümü bulmak, daha kolay olacak.
Onurlu, vicdanı temiz, kendini geliştirmek isteyen ve özeleştiri yapabilene hatası söylenir. Çünkü o hatası söylendiğinde savunmaya geçmez. Kendine güvenen insan doğruyu öğrendiğinde; düşünmeyi ve hatasını tamir etmeyi seçer. Vicdanı temiz insana hatası söylenir: Bu insanlar gece başını yastığa koyduğunda, rahat, huzurlu uyumak isterler. Seni sevene hatası söylenir: Sevgi iyi niyeti, doğruyu bilir. Kendisini geliştirmek isteyene hatası söylenir: Bu insanlar hatayı, bir öğretmen olarak görür.
İnsan ancak problemlerle yüzleşebilirse gelişir. Hata kendisi ile yüzleşme cesareti olana söylenir. Hatayı söylemek cesaret ister. Hatayı kabul etmek ise karakter meselesidir. Ülkenin karakterli aydınlarının, onurlu ve namuslu yurttaşlarının; her zaman, her yerde doğruyu söylemek gibi bir görevleri ve borçları vardır. Zira gerçeğe karşı susmak, hatanın en büyüğüdür.