"HALLEDERİZ"

“Bugün açız yine, evlatlarım” diyordu peder.

“Bugün açız yine; lakin yarın ümit ederim, sular biraz daha sakinleşir. Ne çare, kader...”

Yüzlerce yıl açlığa, yoksulluğa terk edilmiş bir halk... Padişahları saraylarda, haremlerde... Vergi alırken, askere alırken akıllara gelen insanlar. Dünya ülkeleri bilime sarılıp yol alırken, dinin karanlığında kalan sözde yöneticiler.

Tevfik Fikret'in "Balıkçılar" şiirinden aldığım dizelerin sonuncusu: “Ne çare, kader...”

Gerçekten kader midir yoksulluğun, geri kalmışlığın nedeni? Boş vermişliğin, cahilliğin sonucu mudur? Okuma yazma bilmekle cehaletten kurtulunmadığını hepimiz biliyoruz.

Tarih kitapları hâlâ şöyle yazıyor Birinci Dünya Savaşı yenilgimizi:

“Müttefiklerimiz yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık.” Yalanın, riyakârlığın daniskası tarihçilere de bulaşmış. Girmemen gereken bir savaşa girmişsin. Topun yok, tüfeğin yok. Müttefiklerinden gelme, hepsi.

Büyük Atatürk'ün dahiyane çıkışı ve yönetimi ile kazanılan savaşlar, Kurtuluş, Genç Cumhuriyet, devrimler, sanayileşme, tarım seferberliği sonucu kazanımlar...

Sonrası yine geriye dönüş. Mehter takımı iki ileri, bir geri yürürken; bir ileri, iki geri yürüyüş ve geldiğimiz nokta burası. Yollar, köprüler... Yapmak zorundasın.

Bugünkü durumumuz kader mi? Değil tabii ki. Gelen yöneticiler ve onlara uyan halkın büyük kesimi hep günü kurtarmak için çalışmışlar. Kalıcı ve köklü bir çözüm üretmek yerine o anki zor durumu veya krizi geçirmek için acele ile ve geçici bir önlem almışlar. Geçici çözüm sorunu kökten çözmez, sadece o anlık sıkıntıyı veya baskıyı atlatır.

Sizce en politik sözcük hangisidir?

Yormayın güzel beyninizi. Bana göre “hallederiz” sözcüğü çok politik ve politikacıların çok kullandığı bir sözcüktür.

“Hallederiz” uygun mimikle söylendiğinde hiçbir dilde aynı anlamı ve tadı bulamayacağımız naiflikte, “Rahat ol, acelesi yok, çözümünü buluruz” ifadesidir. Karşıdaki kişinin kaygısını azaltmak ve “Merak etme, bu iş bende” demek için kullanılır. Kimi zaman da bir işi ertelemek, üstünkörü geçmek veya o an ilgilenmemek için kibar bir kaçış yolu olarak söylenir.

“Hallederiz”, Türk günlük konuşma dilinde hem samimiyetin hem de biraz esnekliğin göstergesidir. Demek ki “hallederiz” diyene biraz kuşkulu yaklaşacağız. Düşünün bakalım, kaç kişi size “hallederiz” dedi de halletti işinizi?

Takıldığım bir deyim var: “Yarına Allah Kerim” deyimi, gelecekteki belirsizlikler ve sıkıntılar karşısında endişelenmeyip Allah'a güvenmek, gelecek günün kendi çaresini ve rızkını getireceğine inanmak, zorluklardan kaçmak... Kadercilik. Döndük mü yine en başa?

“Bugün yine açız, evlatlarım” diyordu peder.

“Lakin yarın ümit ederim, sular biraz daha sakinleşir. Ne çare, kader...”

Açlığın sebebi kader mi acaba? Dünya için, ülke için bir şeyler yapmaya çalışanlara, “Dünyayı sen mi kurtaracaksın, otur oturduğun yerde!” diyenler; “hallederiz” deyişinin, günü kurtarmaya çalışanın, "Yarına Allah Kerim" diyen kadercinin, tembel, düşüncesiz insanlarıdır.

Plan: Bugünden yarına hazırlanmaktır. Yanlış plan, yanlış sonuçlar getirir. Yapılaşmada, tarımda, siyasette, yaşamın her evresinde... “Plan değil, pilav istiyoruz.” diyenleri unutmadık. Aile planlaması derken 5 çocuk dedik. Nüfus problemimiz var...

100 yıllık projeler yaptık, problemlerini yaşıyoruz. Keşke herkes doğru dürüst yapsa işini. Günü kurtarmasa, “hallederiz” demese, kaderci olmasa; bugünler de yarınlar da bizim olurdu. Tıpkı Ali Rıza Binboğa'nın şarkısında söylediği gibi;

*YARINLAR BİZİM*

Özgürlük ve barış

Tüm insanları özlemi olacak yarınlarda

Anam bacım kardeşim

Eşim dostum yandaşım

Daha daha mutluyuz yarınlarda

Ağlamak yok gülmek var

Düşmanlık yok dostluk var

Yarınlarda seni sevmek var

Yarınlarda mutlu günler var

Yarınlar benim yarınlar senin

Yarınlar onun yarınlar bizim

Mutluluk şarkısı tüm insanların

Gönlüne dolacak yarınlarda

Canım gülüm sevgilim

Balım dalım birtanem

Daha daha mutluyuz yarınlarda

...

Geçtiğimiz günlerde Kuşadası KUAKMER'de (Özel Arabul Kültür Merkezi ve Kent Müzesi) bir etkinliğe katıldım. Ahmet Günbaş, son kitabı "Kanat Sıcaklığında Anılar, Portreler, İzlenimler" üzerine, kolaylaştırıcı Zerrin Boratav Bağçıvan'ın sorularını yanıtladı. Sıcak bir sohbetle süren etkinlikte Ahmet Günbaş, arkadaşlarıyla paylaştığı güzellikleri, gönül kırgınlıklarını ve edebiyata damga vurmuş dostlarını anlattı.

Ahmet Günbaş; 1953'te İzmir'de doğmuş. Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'nu bitirmiş. Dönemeç Dergisi kurucuları arasındadır. Şiir, eleştiri, deneme, öykü türlerinde eserleriyle ulusal çapta ödülleri var.

Başlıca eserleri;

Şiirde: Gecenin Neresindesin, Göç Gün, Aşk Boyu, Sürgün Çağlaçakır, İpek Yarası, Islık Borcu, Rüzgâr Akıllı, Yırtık Yol, Gölgesi Yaralı, Çürüntü, Bellek Yokuşu.

Öykü kitapları: Solgun Bellek, Ateş Çekirdeği ve Unutma Yarışı.

Antoloji: Erken Ölümlü Şairler Antolojisi ile M. Kadir Sümer'le kotardıkları Şiirin Adı İzmir, Ege'de Mavi Düşler.

Deneme: Şiir Zaman İçinde, Bir Şiir Geçimi, Tam Yol Şiir, Bakışımlık Şiir, İyi Ki, Şiirle Akışan.

Anı türü: İzmir Mavisi ile Karışık, Kanat Sıcaklığında.

Roman: Miço Diye Biri, Yitik Göl, Yayla Sineması, Foça'da.

Derleme: Ender Dere-Yatıdan Ölüme Direnen Şiirler, Ali Rıza Ertan'dan Sevgi Notları.

Şairin taşlamalarından iki dörtlük alalım:

“Açıldı haylice bütçede gedik,

Yırtığı belli ki halk yamayacak.

Petrole zam ile bismillah dedik,

Sıkı durun, her şeye yansıyacak.”

“Bir ülke ki kürsüleri ihtiyar,

Bir ülke ki yangını var, külü yok.

Bir ülke ki güya mesut, bahtiyar,

Bir ülke ki bahçesi var, gülü yok.”

Gül demişken: “Alkışlar kesilirken, Stomati Çerkez Kaymakam'ın gözlerine baktı: ‘Kaymakam Bey, Türklerin bir atasözü var. İlk kez Kara Kamil'den duymuştum. “Bir gül dalındayken herkesin, koparıldığında bir kişinin olur.”’ dedi bir sohbetimiz sırasında.”

Yukarıdaki cümleler Okumaya Başladığım "Kolcular Geliyor" romanından. Ahmet Zeki Muslu, şiir tadında yazmış romanı. Keyifle okuyorum; inanın, bitmesini istemiyorum.

Tevfik Fikret'in "Balıkçılar" şiiri ile başlayıp sonuna geldik yazının.

Hoşça kalın, dostça kalın. “Hallederiz” demeyin. Umudunuzu kaybetmeyin.