Yarın 19 Mayıs…
Türk’ün yeniden varoluş mücadelesinin başladığı gün…
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği bu anlamlı günü gönülden kutluyorum.
İstiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.
Hayat bize güzel hatıralar bırakmaya devam ediyor.
Yeter ki insan görmesini bilsin.
Hayatın koşuşturması içinde çevremizde yaşanan birçok güzelliği fark edemiyoruz.
Düşünün…
Bir şiir sohbetinde, bir türkü akşamında, duygularınızı okşayan güzel bir etkinliktesiniz…
Geçen hafta sonunda kendimi böylesi güzel bir ortamın içinde buldum.
Pamukkale Karahayıt’ta, benim de davetli olduğum “Türk Dünyası Şairler ve Yazarlar Buluşması”na katıldım.
8-9 Mayıs günlerinde gerçekleştirilen bu programda; şiirin, türkünün ve samimi sohbetlerin yaşandığı güzel bir ortam vardı.
İnsan böyle zamanlarda günlük hayatın yorgunluğundan ve telaşından biraz olsun uzaklaşıyor.
Geçmiş yıllarda daha küçük katılımlarla başlayan bu etkinliğin bugün daha geniş bir katılımla gerçekleşmesi sevindiriciydi.
Bu toplantıların mimarı eğitimci, aynı zamanda şair dostumuz Yaşar Aydınlık.
2024 yılı Eylül ayında gerçekleştirilen ilk program on beş yirmi kişilik sınırlı bir katılım sağlanmıştı.
Bu yıl ise Türk dünyasının farklı bölgelerinden ve ülkemizin değişik illerinden altmışı aşan bir katılım vardı.
Bu da gösteriyor ki gönülden yapılan işler mutlaka karşılığını buluyor.
Akılda kalan yalnızca sahnedeki programlar değildi.
İnsanların birbirine yaklaşımı, kurulan dostluklar, yapılan sohbetler de bu buluşmanın ayrı bir güzelliğiydi.
Sahneye çıkan herkes şiirini ayrı bir heyecan ve duygu yoğunluğunda okudu.
Kimi zaman salondaki derin sessizliğin ardından samimi alkışlarla coşkulu anlar yaşadık.
Programın ikinci gününde Ege’nin tek halk ozanı Ozan Nihat Sönmez gecenin onur konuğuydu. Sazı ve sözüyle güzel bir gece yaşattı.
Sahneye çıkan şairler ve ozanlar, okudukları şiirler ve söyledikleri türkülerle geceye ayrı bir renk kattı.
Aynı kültürü taşıyan insanların kilometrelerce uzaklardan gelip aynı duygularla buluşması, Türk kültürünün ne kadar güçlü bir bağ kurduğunu bir kez daha gösterdi.
Yaşar Aydınlık hocamızın öncülüğünde gerçekleştirilen bu etkinlikte Yazar-Bir’in (Egeli Yazarlar Araştırmacılar Birliği) büyük katkısı ve desteği vardı.
Denizli Büyükşehir Belediyesinin ve Çal Belediyesinin katkılarını duymak da ayrıca sevindiriciydi.
Misafirlerimiz cumartesi gününü çevre gezisiyle geçirdi.
Denizli’mizi, Pamukkale’yi, Karahayıt’ı ve Çal ilçemizi yakından tanıma fırsatı buldular.
Pamukkale’nin travertenlerine hayranlıkla bakan da oldu, Karahayıt’ın kırmızı suyunu merakla inceleyen de…
Özellikle “Yeraltındaki Pamukkale” olarak bilinen Kaklık Mağarası’nı gezen misafirlerin memnuniyetleri dikkat çekiyordu.
Ozanlar sazları eşliğinde türkülerini söyledi.
Ben de kürsüye çağrılmadan önce, ertesi gün Anneler Günü olması vesilesiyle “ANAM” isimli şiirimi okumayı düşünmüştüm.
Fakat son anda yine kendi geleneğimi bozmadım.
Kitabımı takdim ettiğim dostlardan rastgele bir sayfa açmalarını istemeyi seviyorum.
Elimdeki “Pınarcık Çeşmesi” şiir kitabımı Afyon’dan katılan program sunucusu şair-avukat Nilgün Seçen Hanım’a uzatarak:
“Bu gecenin şans şiiri olsun… Rastgele bir sayfa açar mısınız?” dediğimde, açılan sayfanın yine “ANAM” şiirine denk gelmesi beni bir hayli duygulandırdı.
170 şiirin arasından yine aynı şiirin çıkmasını pek tesadüfle yorumlayamadım.
Şiiri okurken duyduğum heyecanı kelimelere aktaramam.
O an anamla geçen yıllar bir anda gözümün önüne geldi.
Çünkü bu şiiri anamın sağlığındaki son Anneler Günü’nde ona da okumuştum.
O gün sadece gülümsemişti…
İnsan bazı anların kıymetini yıllar sonra daha iyi anlıyor.
Belki de bu yüzden şiirin şu dizeleri hâlâ aynı duyguyu taşıyor:
“ANAM, benim dünyadaki cennetim!
ANAM varsa, dünya benim cennetim!”
O an salonda da aynı heyecanın varlığını hissettim.
Bazen söylenen birkaç mısranın uzun konuşmalardan daha etkili olduğunu düşündüm.
Proğram sunucusu şair (Nilgün Seçen’e katılımcılar adına “Pınarçık Çeşmesi” şiir kitabımızı imzaladık)
Yazımızın başında ifade ettiğim gibi…
Hayat bize güzel hatıralar bırakmaya devam ediyor.
İnsan bazen en kıymetli şeyleri küçük hatıraların içinde saklıyor.
Bazen bir dua…
Bazen eski bir hatıra…
Bazen de bir annenin yüzündeki sessiz bir tebessüm…
İnsan bazı şeyleri yıllar geçse de unutamıyor.
Aslında unutmak da istemiyor.
Bu güzel etkinliklerin bir gelenek hâline getirilerek önümüzdeki yıllarda da sürmesini diliyorum.
Yeter ki görmesini bilelim.
Sağlık ve esenlik dileklerimle…
İyi haftalar.