FUTBOL HAKEMLİĞİNE İLGİ HER GEÇEN GÜN AZALIYOR

Futbol, sadece bir oyun değil; tutkusu, heyecanı, coşkusuyla milyonları peşinden sürükleyen bir spor dalı. Ancak bu oyunun en önemli parçalarından biri olan hakemlik maalesef son yıllarda ciddi bir ilgi kaybı yaşıyor. Açılan hakemlik kurslarına başvuru sayıları her geçen dönem azalıyor. Peki, neden gençler artık hakem olmak istemiyor?

Birinci neden çok açık: Ücretlerin düşüklüğü.

Amatör liglerde görev yapan hakemlerin maç başı aldığı ücretler, günümüz ekonomik şartlarında neredeyse sembolik seviyede kaldı. Saatlerce süren antrenman, hazırlık ve ulaşım masraflarını düşündüğümüzde, birçok hakem adayı için bu işi sürdürmek bir anlamda “zararına meslek” haline geldi. Üstelik sadece maç yönetmekle bitmiyor; sürekli olarak fiziksel testlere girmek, seminerlere katılmak ve formda kalmak gerekiyor. Tüm bu çaba, hak ettiği karşılığı bulmayınca gençler başka alanlara yöneliyor.

İkinci neden ise çok daha ciddi: Saha içi ve dışı saldırılar.

Son yıllarda amatör liglerde neredeyse her hafta bir hakeme yönelik fiziki ya da sözlü saldırı haberi duyuyoruz. Oysa hakem, oyunun adalet terazisidir. Kararları beğenilmeyebilir, tartışılabilir; ama hiçbir hakem bir takımın düşmanı değildir. Buna rağmen sahada verilen bir kart ya da ofsayt bayrağı, bazen hakemlerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Böyle bir ortamda gençlerin hakemlik mesleğine sıcak bakmaması elbette kaçınılmaz.

Bir diğer sorun da hakemlerin günah keçisi ilan edilmesi.

Takımlar kaybettiğinde ilk suçlanan genellikle hakem olur. Oyuncuların kaçırdığı goller, teknik direktörün yanlış taktiği çoğu zaman unutulur ama “hakem hatası” hafızalardan kolay kolay silinmez. Bu durum, yeni başlayan hakemlerin motivasyonunu zedeliyor ve “Ben niye bu kadar stres çekiyorum?” dedirtiyor.

Ve son olarak, bahis skandalları ile çalkalanan futbol ortamı da hakemliğe olan güveni sarsmış durumda. Toplumda “her şey masa başında belirleniyor” algısı oluştuğu sürece, gençlerin futbola ve hakemliğe olan ilgisini yeniden canlandırmak çok zor.

Oysa futbol, her şeyden önce dürüstlük ve saygı oyunudur. Bu oyunun adaletini sağlayan hakemler olmazsa, futbolun da bir anlamı kalmaz. Bu yüzden, Türk futbolunun geleceğini düşünen herkesin hakemliği yeniden cazip hale getirecek adımlar atması gerekiyor.

Ücret politikalarının güncellenmesi, hakem güvenliğinin ciddi şekilde sağlanması ve toplumsal bilinçle hakeme saygı kültürünün geliştirilmesi şart.

Unutmayalım, iyi bir hakem olmadan iyi bir maç izleyemeyiz.

Tribünlerden, sahalardan ve ekranlardan yükselen eleştiriler, yapıcı olmalı; yıpratıcı değil. Çünkü futbolun kalbi, adaletle atar.

Ve o adaletin simgesi, düdüğüyle, cesaretiyle, tarafsızlığıyla sahada duran hakemdir.