Bugünkü yazımızda faiz ve üretim boyutunu irdelemek istedik.
Türkiye ekonomisi içinde sanayinin payı en çok 2022 yılında % 26,4 olmuş . 2023 Yılında %22,7 ve en az ise %17,7 olarak 2026 ilk çeyrek verilerinde ortaya çıkmış durumda.
Türkiye'de 2026 yılı Haziran ayını da kapsayan ikinci çeyreklik GSYH (milli gelir) sektörel pay verileri henüz Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanmamıştır. En son resmi veri 2026 yılı ilk çeyreğinde (Ocak-Mart) sanayinin GSYİH içindeki payının %17,7, imalat sanayinin payının ise %14,9 olarak gerçekleştiğini göstermiştir.( Ek tablo)
Burada görüldüğü üzere GSYH içinde sanayinin payı 2023 yılına göre baktığımızda %28,24 oranında azalmış gözüküyor.
Hal böyle olunca bu durumun neden sonuç ilişkisine bakmak gerekiyor.
Bu durumda neler oluyor?
Karlılık oranları ne durumda?
Sanayi rekabet edebiliyor mu?
İşsizlik verileri nasıl yansıyor?
Faizler ne durumda?
Krediler nasıl çalışıyor?
Bankalar niçin KGF Kredilerine cevaz vermiyorlar?
Enflasyonu düşürmek elbette ülkemizde elzem bir sorun. Biz inanıyoruz ki gerek Hazine ve Maliye Bakanlığı gerekse TCMB canla başla çalışıyorlar. Ancak enflasyon maalesef %30'nun altına inmiyor. Gıda enflasyonu oldukça yüksek durumda. Bu durumda gördüğümüz yukarıdaki verilerden de anlaşılacağı üzere enflasyonu düşürmenin yolu sanırım ekonomide el freni çekilerek yavaşlama sinyali veriliyor.
Bu durum aynı zamanda faizlerle de doğru orantılı. TCMB Politika faizini %37'de sabit tuttu ama zaten piyasa bu oranı %40 ile satın almış durumda. Bunun yanında piyasada cari faiz malumunuz oldukça yüksek ve sürdürülebilir değil.
Aynı zamanda bankalar Basel III ve Basel IV kriterleri uygulayarak sağlam bilançoya daha uygun kredi, daha az sağlam bilançoya ise daha yüksek kredi faiz oranları öneriyorlar.
Bunun yanında bankalar niçin limitleri olmasına rağmen KGF kredilerini piyasaya açmazlar anlaşılmış değil. Buna en güzel örnek ise KOSGEB kapasite geliştirme projelerine KGF desteğini olmasına rağmen özellikle kamu bankaları oldukça naz yapmaktadırlar.
Bu durumda yansımalar şöyledir;
*Temmuz verisine göre imalat sanayi kapasite kullanım oranı %73.9 yatırım mallarında kapasite kullanım oranı ise yüzde 71.2 olmuştur.
*İSO Verilerine göre PMI verileri 47.1 olmuş olup, 27 aydır daralma yaşamaktadır.
*Takip edilen 10 sektörün yalnızca 2'sinde üretim artışı vardır.
*En çarpıcı tablo ise Denizli'mizi de ilgilendiren tekstil ve hazır giyim sektörüdür. SGK Verilerine göre, son bir yılda 90 bin 210 kişi işini kaybetmiş durumda. Bu rakamın 58 bin 313 ‘ü hazır giyimde, 31 bin 897'i ise tekstil sektöründe gerçekleşti.
*Şu an özellikle perakende ve hizmetler sektörü oldukça dirençli gözükmekte.
*Bastırılan kurların görünmeyen maliyetleri ise aynı şeker hastalığında olduğu gibi hem yurt dışında rekabeti zorlamakta hem de kar oranlarını düşürdüğü için öz kaynakları olumsuz yönde etkilemektedir.
*Hazine ödeme konusunda rahatlamasına rağmen, faizler neden rahatlamıyor? Bu konuyu ayrıca irdelemek gerekiyor.
*Bir çok parametreler ve savaşların burada anlattıklarımızı da etkilediğini eklemek gerekir.
*ABD Merkez Bankası FED ileriye dönük veri akışını yapmayacağım demesi de oldukça etken olmuştur.
*2026 II. Çeyrek verilerinde borsaya kote olan şirketlerde görünen odur ki hem çok iyi hem de çok kötü sonuçlar göreceğiz.
*Halka açılmada çok ciddi bir sıra olduğunu biliyoruz. Bu faiz oranlarının olduğu dönemde de destekliyoruz.
Gelelim işsizlik oranlarına. Özellikle genç işsizlik oranları gençleri umutsuzluğu yönlendiriyor. Hızla sanayi üretimi artar, rekabet güçlenir ise genç işsizlik oranı olumlu etkilenecektir. Bunun yanında maliyet enflasyonun yüksek olması ile bir sektör bu durumdan avantaj yakaladığını görüyoruz. Bu sektörde makarna sektörü olup, ülkemizde kişi başına tüketim yıllık 7.25 kg. olmuştur.
Temennimiz faizlerin inmesi ,enflasyonun düşürülmesi, karlılık oranlarının artması ve şirketlerin yeni istihdamlar yaratması için tevsi yatırımlar değil sıfırdan yatırımlar yapması yönünde olacaktır.
Bu anlamda Sanayi Bakanlığının yeni açıkladığı 16 şehirde 16 yeni OSB açmasını da oldukça değerli buluyoruz.
İyi okumalar dileriz.
Saygı ile kalınız.