EYVAH!.. AYLA ÖĞRETMEN VE GÜL KOKULU ÇOCUKLAR GİTTİ

Bu yazıyı yazdığım için mutlu değilim. Çünkü hafızam beni rahatsız ediyor. Keşke ben haklı çıkmasaydım ve bu menfur olaylar hiç yaşanmasaydı.

Maraş'taki okul saldırısında kendini öğrencilerine siper eden Ayla Öğretmen ve gül kokulu çocuklar gitti! Boğazım düğümleniyor, gözlerim yaşarıyor... Allah rahmet eylesin. Mekanları Cennet olsun. Baş sağlığı dilerim.

Bu katliam hepimizi derinden sarstı. Toplumun bu tür travmatik problemleri fark etmesi için o masum canları kaybetmemiz mi gerekiyordu?!

Yıllardan beri uyarıyoruz. Eğitimdeki üçlü terbiye sistemimiz kırıldı. Bir çocuk aile, okul ve toplumdan terbiye alarak yetişiyordu. Aileyi kaybettik, okullarımızı iflas ettirdik, toplum da dejenere olduğu için "terbiyecilik" vasfını kaybetti. Çocuklarımız bu boşlukta farklı mecralara sürüklendi. Pedegojik yaralarımızı tedavi etmek yerine ucuz ve basit pansumanları tercih ettik. Pislik halının altına süpürülürken kimse itiraz etmedi. Maliyeti düşük kalitesizliği yaşam konforu olarak benimsedik. Sorunlar biriktikçe toplumsal sancılarımız da artmaya başladı. Sonuç ortada!..

Üçlü terbiye sistemimiz devre dışı kalınca üretmeden tüketen, çağdaşlığı gardrop medeniyeti zanneden, beyinleri dijital platforlarda ipotek edilmiş mankurtlar türemeye başladı. Gördüğü her şeyi taklit eden, argo konuşan, çekirdek çitleyip vakit geçiren, düşünce fakiri mukallitler toplumuna dönüştük.

Toplumsal çürümeyi bütün şiddetiyle yaşıyoruz. Bu kontrolsüz gidiş çok tehlikeli boyutlara ulaştı. 25.11.2025 tarihinde yayımlanan "Küçük Çıkarların Normalleştirilmesi ya da Menfaatin Kutsanması" başlıklı yazımda şöyle yazmıştım:

"Kuldan utanmayan Allah’tan korkmaz! Ar damarı çatlayan insan kontrolden çıkarsa çok tehlikeli hale gelir. Çalar, çırpar, başkasının hakkını gasp eder, namusu hiçe sayar, böbürlenerek adamlık taslar, gönül yıkar, kırar yığar, eser güler durur. (...) Bu tip insanları hangi kutsal değer ya da hangi hukuk sistemi durdurabilir ki?"

Toplum, akşamdan yatıp sabah uyanınca "okul katliamı" ile karşılaşmadı. 02 Mart 2026'da İstanbul Çekmeköy'de Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik, öğrencisi tarafından öldürüldü. 2000 yılında, Denizli Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğretmeni Yusuf Batur, öğrencisi tarafından öldürüldü. Toplum bu cinayetleri çoktan unuttu. Gündem değişince bugünkü okul katliamını da unutacak.

Şimdi bir daha soralım.

- Toplumdaki ahlakî çöküntüden rahatsız mısınız?

- Evet, rahatsızım!

- Ahlakî çöküntüden rahatsızlık duyan hanımefendi ve beyefendiler, sokakta yanınızda yürüyen kızınızın göbeğinin açıklığından niçin rahatsızlık duymuyorsunuz?

Cevap hazır: Özgürlüğümüze karışma!

- Hırsızlıktan, vurgundan, talandan, soygundan rahatsız mısınız?

- Evet, rahatsızım!

- Peki, çevrenizdeki küçük hırsızlıklara neden göz yumuyorsunuz?

Cevap hazır: Herkes aynı şeyi yapıyor!..

- Adam kayırmaktan, torpilden, haksızlıktan, hukuksuzluklardan, adaletsizlikten rahatsız mısınız?

- Evet, rahatsızım!

- Kızınızın işe girmesi için siyasetçi kapılarında neden torpil arıyorsunuz?!

Cevap hazır: O başka...

- Eğitimciden, eğitimin kalitesinden şikâyetçi misiniz?

- Evet, şikâyetçiyim!

- Çocuğunuzun davranış bozukluğunu düzeltmeye çalışan öğretmeni neden CİMER'e, BİMER'e şikâyet ediyorsunuz?

Cevap hazır: Kimse benim çocuğuma karışamaz!

- Devleti dolandıran üç kağıtçılardan, vergi borcu affedilen yüzsüzlerden rahatsız mısınız?

- Evet, rahatsızım. Onlara hakkımı helal etmiyorum!

- Beyefendi, siz ne kadar vergi ödüyorsunuz? Ödediniz vergi dilimi ile lüks yaşamınız arasında doğrusal (lineer) gelir orantısı var mıdır?

Cevap hazır: Orasını karıştırma!

- Bu toplumda kadın cinayetleri işlenirken nasıl bir tepki gösterdiniz?

- Yoksa siz de Belediye otobüsüne sığınan kadının "imdat!" çığlıklarına kulaklarını tıkayanlardan mısınız?

Cevap hazır: Derin bir sessizlik!

Bu toplum samimiyetsizlik ve cılızlaşan tepkisiyle nereye evrilir, bilemiyorum. İsmet Özel'in mısralarıyla bitirelim:

Biz şehir ahalisi, üstü çizilmiş kişiler

Kalırız orda senetler, ahizeler ve tren tarifesiyle

Kim bilir kimden umarız emr-i b'il-ma'ruf

Kim bilir kimden umarız neyh-i ani'l-münker