ERTELENMİŞ HAYALLER

Bugün ülkemize ve dünyaya baktığımızda mutlu insan sayısı oldukça az seviyede.

Gençler, kadınlar, kızlar, orta yaşlılar ve yaşlılar hem kara kara düşünüyorlar.

Bir tarafta bakıyorsunuz mutlu bir azınlık diğer tarafta hayal bile kurmaktan çekinen geniş bir topluluk var. Bir de çok düşünür ama hala suya sabuna dokunmayan geniş bir kesim var.

Peki bu dönemde kaybedilen en önemli şey nedir?

Bana sorarsanız zaman derim.

Ülkemizde kaybedilen en kıymetli şey kanaatimce zamandır. Bugün baktığımızda enflasyon düşer, faiz iner, kur belki dengelenir .Seçimler gününde yapılır, iktidar değişmez ve ya değişir ama ötelenmiş ertelenmiş hayallerin kurulamamış hayallerin, başlamamış evliliklerin ve kariyerlerin ya da asgari ücretle başlamış bir hayatın yaşanamamış gençliğin ya da yaşlılığın telafisi olabilir mi?

Tabi ki olamaz.

Nedenine gelince zaman geçer telafisi güçleşir. Bu durum zamanında müdahale edilmeyen hastalığın tedavisinin de gecikmesi ve ölüme sebebiyet vermesi gibidir. Hal böyle olunca insanlar ve gençler hayal kuramaz olur.

Hayal kuramayan insanlar geleceğe olumlu bakamazlar.

Yazar Özge Öner’e göre;

"İnsan acıya dayanabilir, yoksulluğa dayanabilir, türlü felaket ve zorluklara dayanabilir. Ancak muallakiyet çok daha başka bir şeydir’’demektedir.

Muallakiyet havada askıda kalma, belirsizlik durumunu ifade eder. Belirsizlik durumlarında insanlarda gelecek korkusu doruk noktasına çıkar. Bu durum özellikle gençler için yarını kurma kapasitesini minimize eder, hayal gücü zayıflar ve insanı depresyona sokar.

Koç topluluğu geçenlerde 100.Yılını kutladı. En önemli teması şuydu; "Hayal kurmak bir güçtür." Hayal kuran çalışan yeni şeyler geliştirebilir, Ar-Ge ve tasarım odaklı çalışabilir.

Bana göre de önemli bir temadır. Ancak ülkemizde bulunan işletmelerin %99,1'i kobi olduğuna göre kobilerde çalışan kaç kişi işiyle ve aşıyla ilgili hayal kurabilmektedir?

Birde dünyada parasal güçlerini çıkarları için hiç çekinmeden belli güçler için kullanan tekno oligarklar var. Bu oligarklar maalesef gençlerin hayallerini ve geleceklerini çalmaktadır.

Kısaca değinmek gerekirse;

Tekno oligark, teknoloji, veri ve dijital platformlar üzerinde tekelci bir güç kurarak ekonomik, siyasi ve kamusal hayatı yönlendiren seçkin iş insanlarına verilen isimdir. Bu kişiler, geleneksel devlet yapılarını dahi etkileyebilecek düzeyde toplumsal değişimi ve insan davranışlarını kontrol ederler.

Bu kavramın temel bileşenleri ve toplum üzerindeki etkileri şunlardır:

• Yeni Güç Kaynakları: Geleneksel zenginlik kaynaklarının yerini yapay zeka, algoritmalar ve devasa veri tabanları almıştır.

• Kamusal Etki: Toplumların iletişim ağlarını, tüketim alışkanlıklarını ve hatta siyasi dengeleri şekillendirebilirler.

• Piyasa Hakimiyeti: Sektörlerinde tekelci bir konuma gelerek alternatiflerin oluşmasını engelleyebilirler.

Hatırlarsanız Rusya’da bundan 10 yıl önce güçlü oligarklar çıkmıştı. Şu an onların yerine tekno oligark almış durumda. Ülkemizde bu tür kuruluşlar ve şirketler var ise inanıyorum ki düzenleyici kurumlar gerekli tedbirleri almaktadırlar.

Ülkemize döndüğümüzde ise yapılması gereken hayalperest olmadan, hayallerini akıl ve bilimle gerçeğe dönüştürerek vizyoner ve gerçekçi bir yapıya kavuşabilmektir.

Saygı ile kalınız.