Ekonomide Enflasyon Sürecinde “Kortizon ve Kateter Etkisi”

Ekonomi yönetimlerinin en zor sınavlarından biri, yüksek enflasyonla mücadeledir. Ülkemizde bu zor sınavın içinde uzun yıllardır mücadele etmektedir. Hatta şöyle ifade etmek gerekirse 2018 de kriz ortamında doğan bir çocuk şu an eğitim hayatına başladı. Bu mücadelede kullanılan araçlar bazen hızlı sonuç verme vaadi taşır; ancak bu hızın bedeli, çoğu zaman yapısal sorunların ötelenmesi olur. Bugün içinde bulunduğumuz tabloyu anlatırken “kortizon etkisi” benzetmesi tam da bu noktada anlam kazanıyor.

Tıpta kortizon, ağrıyı hızla keser, hastaya geçici bir rahatlama sağlar. Ancak uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı, yeni ve daha derin sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Ekonomide de benzer bir yaklaşımın izlerini görmek mümkün. Faiz ve kur baskısı gibi araçlarla enflasyonu kontrol altına alma çabası, kısa vadede bazı göstergelerde iyileşme görüntüsü oluşturabilir. Fakat bu yöntemler, üretim yapısını güçlendirmeden, verimliliği artırmadan ve mali disiplini kalıcı hale getirmeden uygulandığında, ekonominin temel sorunlarını çözmek yerine sadece erteler.

Bugün gelinen noktada, 2026 yılına yönelik enflasyon beklentilerinin dahi öngörülebilirliğini yitirdiği bir ortamdayız. Oysa ekonomi biliminin en temel ilkelerinden biri, güven ve öngörülebilirliktir. Piyasalar belirsizliği sevmez; yatırımcı ise önünü göremediği yerde risk almak istemez. Sürekli değişen politikalar, vergi oranları, yüksek usulsüzlük cezaları, geçici çözümler ve günü kurtarmaya yönelik müdahaleler, ekonomide kalıcı istikrarın önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir.

Unutulmamalıdır ki, ekonomik reçetelerin de bir kullanım süresi vardır. Bir politika, en fazla 12-18 ay içinde sonuç üretmiyorsa, o politikanın yeniden değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde aynı yöntemde ısrar etmek, sorunu çözmek yerine daha da derinleştirebilir. Bugün geldiğimiz noktada, uygulanan politikaların bu süreyi aşmasına rağmen beklenen iyileşmeyi sağlamaması, ciddi bir sorgulamayı zorunlu kılmaktadır.

Peki çözüm nedir?

Öncelikle, ekonomide “gerçekçi” bir zemine dönüş şarttır. Piyasa mekanizmasının işleyişine müdahale eden değil, onu güçlendiren politikalar öncelik kazanmalıdır. Üretim odaklı bir büyüme modeli, katma değerli ihracat, eğitim ve teknoloji yatırımları, enflasyonla mücadelenin kalıcı unsurlarıdır. Para politikası ile maliye politikası arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmadan, sadece tek yönlü müdahalelerle başarı elde etmek mümkün değildir.

Diğer yandan, şeffaflık ve güven yeniden tesis edilmelidir. Ekonomik verilerin güvenilirliği, alınan kararların öngörülebilirliği ve kurumların bağımsızlığı, yatırım ikliminin temel taşlarıdır. Güvenin olmadığı bir ekonomide, en doğru politika bile istenilen etkiyi yaratamaz.

Kortizondan kurtulamamışken, hastalığın enfeksiyonla birlikte tüm damar yollarını tıkadığı anda son çare olarak Kateter takılması gerektiğini biliyoruz. Kateter de o anda mecbur kalınan bir yöntem olup fakat sonrasında onunda ayrı sorunlar çıkardığınıda biliyoruz. Çok olmasada bu kadar tıbbi bilgimiz nereden geliyor diye soracak olursanız, ilk göz ağrım kızım, Elifim küçük yaşta bir rahatsızlık geçirdiğinde yaşadığımız tüm süreçlere hakim olduğum kadarıyla bilgim var. Yoksa ogün olduğu gibi bugünde, yarında Doktorlarımıza olan güvenimiz sonsuzdur. İyiki varlar.

Benim ifade etmek istediğim sadece ekonomiyle-insan vücudunun karmaşık sitemler olması nedeniyle birbirine çok benzemelerindendir. Her ikisi de kaynakları yönetir, dengeyi korumaya çalışır ve dış etkilere tepki verir.

Sonuç olarak; kortizon etkisiyle günü kurtaran değil, kalıcı tedaviyle geleceği inşa eden bir ekonomi anlayışına ihtiyaç var. Çünkü ekonomi, kısa vadeli rahatlamalarla değil, uzun vadeli akılcı politikalarla sağlığına kavuşur. Bugün yapılması gereken de tam olarak budur: Gerçeklerle yüzleşmek ve cesur ama doğru adımlar atmaktan kaçınmamak gerekir diyorum. Sevgi ve saygılarımla.