Değerli okurlarım, son yazılarımda ülkemizin en kanayan yarası Bölücü Terör ve Terörsüz Türkiye Süreci'nden bahsettim.
Terörle mücadele konusunda toplumda kafa karışıklığı varsa başka hiç bir konu daha önemli olamazdı.
Bu esnada Kuzeyimiz'de dmrt yıldır süren savaş, önemli bir aşamaya geldi.
Rusya - Ukrayna Savaşı, karada iki ülkenin ilerleyebileceği sınırlarda durdu ve son iki yıldır havadan füzeler, dronlarla kritik tesislerin vurulması şeklinde yürüyor.
Kuzeydeki savaşta da, İran'da süregelen savaşta da gördük ki: Dünyanın hiçbir ordusu hava sahasını tam olarak kapatıp kritik tesislerini koruyamıyor.
Patriyotlardan ve S-400'lerden bildiğiniz gibi, en pahalı savunma silahları hava savunma silahları.
İran'ın çok düşük maliyetle ürettiği hipersonik füzeler İsrail'in havaalanları dahil Ortadoğu'daki her noktayı vurabiliyor.
Ülkelerin Savunma Bakanlıkları sahadaki bu gerçekleri görerek planlama yapmak zorundalar.
Kuzeyde olan bitene baktığımızda görüyoruz ki:
Yakın zamanda, Ukrayna tarafından Rusya"nın stratejik petrol rafinerilerini hedef alınması, Rusya’nın rafineri kapasitesinin yaklaşık %30’unu devre dışı bıraktı.
Bir zamanlar dünyanın en büyük enerji ihracatçılarından biri olan ülke, iç piyasadaki benzin açığını kapatabilmek için Kazakistan ve Hindistan gibi ülkelerden akaryakıt ithal etmek zorunda kaldı.
Rus enerji tesislerinin yanı sıra demiryolu ağları, yakıt depoları ve liman terminallerinin vurulması lojistik zincirini ağır sekteye uğrattı.
Ordunun cepheye teçhizat ve mühimmat sevkıyatı gecikirken, sivil taşımacılıkta da maliyetler fırladı.
İhracat kısıtlamaları ve rafinerilerin vurulması Kremlin’in en büyük gelir kapısını baltalarken, artan iç piyasa sübvansiyonları bütçe üzerindeki yükü katladı.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin Rusya semalarında uçan uçakları da hedef alacaklarını vurgulayan açıklamaları ve Rusya’nın kritik enerji hatlarıyla lojistik unsurlarını hedef alan Ukrayna saldırıları savaşı başka bir boyuta taşıyacak.
Rus yetkililerin açıklamalarından anlıyoruz ki: Rusya, gerekirse başta Almanya, İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerine saldırabilir ve savaşı genişletebilir.
Nitekim, Almanya, Leipzig/Halle Havalimanı’nda patlayıcı taşıyan bir insansız hava aracının (İHA) bulunması ve Berlin’in doğrudan Moskova’yı suçlaması, Rusya-Almanya ilişkilerini Soğuk Savaş sonrası en gergin seviyeye taşıdı.
Almanya bu olayın ardından bazı Rus diplomatik temsilciliklerini kapatma ve yaptırımları artırma kararı aldı.
Son iki yıldır Almanya genelinde askeri üsler, enerji nakil hatları ve teknik tesisler üzerinde tanımlanamayan Rus menşeli drone uçuşları, kritik altyapı sabotaj girişimleri ve siber saldırılar düzenli olarak raporlanmaktaydı.
Gelelim olayların bu aşamaya gelmesindeki sebeplere:
Soğuk Savaş bittikten sonra Amerika'da Clinton döneminde başlayan, Avrupa'nın da destek verdiği Küreselleşme adımları yürütülüyordu.
Söz konusu dönemde Rusya, gücünü yeniden toparlamaya, Çin de ucuz iş gücü ve hammadde kaynakları yıluyla küresel güç olmaya çabaladı.
Bu durum Amerika'da Obama yönetimi sona erene kadar devam etti.
Ardından Trump adında biri çıktı ve MAGA Doktrini yani "Amerika'yı yeniden en güçlü yap!" sloganını hatata geçirmeye çalıştı.
Küreselleşme döneminde ABD, savunma yükünü alıyor, Avrupa da sanayi ve teknoloji üzerinden ekonomik gücüne güç katıyordu.
MAGA stratejisi, Orta İsrail'i öne çıkarıp Avrupa'nın kendi güvenliğini sağlaması için harcamaya zorluyordu.
Bu stratejiye uygun olarak ABD'nin geri çekildiğini fırsat bilen Rusya Avrupa'yı tehdit eden saldırısını başlattı.
Buna karşılık Avrupa bütçesine büyük savunma harcaması koydu.
İlginç bir şekilde Almanya'da dahi aşırı sağcılar oylarını beklenenden fazla artırdılar.
Trump ise ikinci kez seçildiğinde Kanada, Grönland'ı tehdit edip, Venezuela ve İran'da operasyonlara girişti.
Anlaşılacağı gibi silaha bu kadar yatırım yapanlar, bir bahane bulup silah zoruyla kazanım elde etmeye başlıyor.
Bütün gelişmeler, başlıkta belirttiğim eski sözü haklı çıkarıyor:
Duvarda silah asılıysa, bir gün patlar.