DENİZLİ'DE FUTBOL BİTME NOKTASINA GELDİ

Denizli, yıllarca Türk futboluna önemli isimler kazandırmış, tribünleri dolup taşan, futbolun bir yaşam biçimi olarak görüldüğü şehirlerden biriydi. Bugün ise ne yazık ki bu köklü futbol kültürü her geçen gün biraz daha eriyor. Yanlış yönetimler, plansız yapılanmalar, altyapının yıllarca ihmal edilmesi, ekonomik sıkıntılar ve kulüplerin sürdürülebilir gelir kaynaklarına sahip olamaması, Denizli futbolunu adeta uçurumun kenarına getirdi.

Bu tablonun en acı örneği ise hiç şüphesiz 60 yıllık şanlı Denizlispor'dur. Bir zamanlar Süper Lig'de Anadolu'nun gururu olan, Avrupa kupalarında ülkemizi temsil eden Denizlispor bugün amatör lige kadar geriledi. Transfer yasağı hâlâ devam ediyor, borç yükü her geçen gün büyüyor ve koskoca bir çınar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu sadece Denizlispor'un değil, tüm Denizli'nin ortak kaybıdır.

Amatör futbolda da manzara farklı değil. Birçok kulüp birkaç fedakâr başkan ve yöneticinin kişisel imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak bu yükü birkaç kişinin uzun yıllar taşıması mümkün değil. Sonuç olarak kulüpler liglerden çekiliyor, borç batağına saplanıyor ya da faaliyetlerini durdurmak zorunda kalıyor. Oysa amatör kulüpler, profesyonel futbolun temelidir. Temel sağlam olmazsa üzerine güçlü bir yapı inşa edemezsiniz.

Peki başka şehirler bunu nasıl başarıyor?

Muğla, Bursa, Kocaeli ve Aydın gibi illere baktığımızda çok farklı bir tablo görüyoruz. Bu şehirlerde futbol sadece kulüp başkanlarının değil; belediyelerin, iş insanlarının, taraftarların ve tüm şehrin ortak meselesi hâline gelmiş durumda. Altyapıya yapılan yatırımlar meyvesini veriyor. Muğlaspor'un son üç yılda üst üste üç şampiyonluk yaşayarak 1. Lig'e kadar yükselmesi tesadüf değildir. Bursa yeniden ayağa kalkıyor. Kocaeli ve Aydın'da amatör liglerin kalitesi her geçen yıl artıyor. Çünkü bu şehirlerde futbola sahip çıkılıyor.

Denizli ise ne yazık ki aynı birlikteliği oluşturabilmiş değil.

Bugün ilimizin profesyonel liglerdeki tek temsilcisi Denizli İdmanyurdu 1959 Spor'dur. Ancak bu kulüp de hak ettiği desteği bulamıyor. Ne tribünlerde istenilen taraftar desteği var ne de sponsorluk konusunda yeterli katkı sağlanabiliyor. Buna rağmen kulüp, büyük fedakârlıklarla mücadelesini sürdürüyor. Böyle kulüplerin yalnız bırakılması, aslında Denizli futbolunun geleceğinin de yalnız bırakılması anlamına geliyor.

Artık suçlu aramanın kimseye faydası yok.

Kim hata yaptı, kim yanlış karar verdi tartışmaları bugüne kadar hiçbir sorunu çözmedi. Bundan sonra yapılması gereken, geçmişe takılıp kalmak yerine geleceği planlamaktır.

Denizli'de futbol için ortak bir yol haritası hazırlanmalıdır. Altyapılar modern bir anlayışla yeniden yapılandırılmalı, kulüplerin mali yapıları güçlendirilmeli, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları futbolun gelişimi için ortak hareket etmelidir. Sponsorluk kültürü yaygınlaştırılmalı, genç yeteneklerin önünü açacak projeler hayata geçirilmelidir. Okullar, amatör kulüpler ve profesyonel kulüpler arasında güçlü bir iş birliği kurulmalıdır.

En önemlisi ise futbol yeniden Denizli halkının ortak değeri hâline getirilmelidir. Tribünler dolmadan, şehir takımına sahip çıkmadan, altyapıya yatırım yapılmadan başarı beklemek gerçekçi değildir.

Denizli'nin futbol geçmişi çok büyük başarılarla doludur. Bu şehir, yeniden ayağa kalkabilecek potansiyele de sahiptir. Yeter ki kişisel hesaplar bir kenara bırakılsın, ortak akıl hâkim olsun ve herkes elini taşın altına koysun.

Çünkü futbol sadece 90 dakikalık bir oyun değildir. Futbol; gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutan, şehri bir araya getiren, ekonomiye katkı sağlayan ve ortak sevinçleri büyüten en önemli sosyal güçlerden biridir.

Denizli futbolu hâlâ kurtarılabilir.

Ancak bunun için vakit kaybetmeden harekete geçmek gerekiyor. Bugün atılacak doğru adımlar, yarının güçlü Denizlispor'unu, güçlü amatör kulüplerini ve yeniden futbol konuşan bir Denizli'yi ortaya çıkaracaktır.

Aksi hâlde sadece kulüplerimizi değil, yılların futbol kültürünü de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız.