ÇÖZÜM SÜRECİ'NİN DÜĞÜM AŞAMASI

Devlet Bahçeli'nin Ekim 2024 tarihinde başlattığı Terörsüz Türkiye Süreci, belli aşamalardan geçtikten sonra duraksamış görünüyor.

Gelinen noktada PKK Terör Örgütü'nün beklentisi, silahı bıraktıktan sonra ceza almamak üzere yasal güvenceler sunulmasıdır.

Mecliste büyük çoğunluk Terörsüz Türkiye Süreci'ni desteklediğine göre hazırlacak af teklifinin yasalaşması sorun olmayacaktır.

İktidar yetkilileri, "PKK Terör Örgütü'nün silah bıraktığı yönünde ilgili kurumlardan rapor gelmeden kanun çıkaramayız" diyorlar.

Dışarıdan bakıldığında: Kendi açısından tek güvencesi silahı olan bir örgüt mensubunun, kanuni güvence olmadan silahını bırakmaması mantıklı görünüyor.

Diğer taraftan; teröristlerin, af edildikten sonra silah bırakmaktan vaz geçmesi ihtimali yüzünden meclisin harekete geçmemesi de doğaldır.

Anadolu'da bu güvensizlik için "Sende bu evlat acısı, bende bu kuyruk acısı varken biz dost olamayız" derler.

Yukarıda bahsettiğim tıkanıklık için de "Tavuk mu yumurtadan çıkar? Yumurta mı tavuktan çıkar?" sorusunu sorarlar.

Bu aşamada neredeyse bütün siyasi liderler sürecin yürüyeceğine yönelik güvenceler veriyorlar ancak nasıl olacağını söyleyemiyorlar.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz "PKK fesih ve silah bırakma süreci ile ilgili adeta yasa mühendisliği yapılacağını" söyleyerek belli bir hazırlığın işaretini verdi.

Yılmaz adeta yıllardır cevabını aradığımız "Tavuk mu yumurtadan çıkar?" sorusuna "Yasa Mühendisliği" kavramıyla cevap bulmuş oldu.

Benim anladığım kadarıyla; Bir kaç maddelik dar kapsamlı af kanunu çıkaracaklar, PKK'nın adım atmasını bekleyecekler.

Beklenen adımlar geldiğinde affın kapsamını büyütecekler. Böylece Yasa Mühendisliğiyle tasfiye süreci de tamamlanmış olacak.

Tabi bu adımlar atılırken, yanlış bulanların sesini kısmak için propaganda metodları çalışacak.

Öyle ya, mühendis desiğin böyle çalışır. Hesap yapar, iktidar oylarının düşme ihtimali belirince hemen başka konuları gündeme getirir.

Onlar mühendislik yapadursun ben ilk günden beri anlatmaya çalıştığım konuyu hatırlatayım:

PKK'nın tasfiye olmak gibi bir gündemi yoktur. Olamaz.

Onların derdi pahalıya malolmaya başlayan dağ kadrolarını tasfiye edip şehir yapılanmasına geçmektir. Bunu da bize "Kendimizi lağvettik" diye yutturmaktır.

Basit bir hatırlatma yapacağım;

Geçen ay bir hastahane açılışında Rahmi Koç, herkesin bildiği belden aşağı fıkranın öznesini "Bir Kürt kadın" diye söyleyince çok tepki aldı.

Bu bayat fıkranın hiç bir yerinde "Kürt" ifadesi yokken Rahmi Koç neden böyle söyledi bilinmez.

Ancak bir kaç gün sonra İstanbul'da ve Antalya’da Otokoç servislerine silahlı saldırılar gerçekleşti.

Biz konuyla ilgili sadece "Saldırganlardan beş kişinin yakalandığını" duyduk.

Sizce kimdi bu saldırıları yapanlar?

Türkiye'nin en güçlü holdinginin işletmelerine yapılan saldırılar bireysel midir?

Her türlü kriminal konuyu tartışan haber kanalları bu konuda neden sus pus?

Başka sorum yok.