BUGÜN DE AKŞAM OLDU

Geçen hafta sonu…

Sabahleyin asansörde üst kat komşumuzla karşılaştık. Yıllardır aynı binadayız; çoğu zaman selamlaşır geçeriz.

O sabah gülümseyerek,

“Bugün ömrümüzden bir gün daha gidecek,” dedi.

Sabah sabah ağır bir cümle… Böyle sözler insanı durup düşündürüyor.

Ben de,

“Doğru… öyleyse bugünü iyi değerlendirelim,” dedim.

“Bugünü bize kavuşturana şükredelim.”

İyi günler dileyip ayrıldık.

Kısa bir konuşmaydı ama gün boyu o söz aklımdan çıkmadı.

Düşündüm.

Çoğu zaman içinde bulunduğumuz günü gerektiği gibi yaşamıyoruz.

Kafamızda hâlâ dün var. Dün yaşadıklarımızın etkisinden kurtulamıyoruz.

Bir yandan da yarın için telaşlanıyoruz. Daha gelmemiş bir günün yorgunluğunu şimdiden yaşamaya başlıyoruz.

Bugünümüz, dün ile yarın arasında sıkışıp kalıyor.

Oysa dün dediğimiz şey çoktan yaşanmış, geride kalmıştır.

Mevlânâ’nın şu sözü bu duyguyu ne güzel anlatıyor:

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.”

Aslında her insan bunu bilir.

Bilir de yine de içinden “Keşke…” diye başlayan cümleleri eksik etmez.

Yarın henüz ortada olmadığı hâlde sanki içindeymişiz gibi düşünüyor, kendimizi hırpalıyoruz.

Elbette dünü unutmayacağız, yarını hesap edeceğiz. Ama her şeyin bir ölçüsü olmalı. Ne dünün ne de yarının tutsağı olmamalıyız.

Bu düşünceler içinde arabaya binip iş yerine doğru yola çıktım.

Her şey yolundaydı, trafik de bir hayli sakindi…

Biraz ilerleyince trafik aniden tıkandı. Bir kaza olmuş. Az ilerleyince gördüm ki, üç dört araç zincirleme birbirine girmiş.

O an “Aralarında ben de olabilirdim” diye düşündüm.

İçimden, “Benim bugün için farklı planlarım vardı…” dedim.

Ama hayat her zaman bir plana sığmıyor. Sabah evden çıkarken kurduğumuz plan bir anda değişebiliyor.

O kazayı görünce bildiğimiz şu hadis aklıma geldi:

“Deveni sağlam kazığa bağla, sonra tevekkül et.”

Emniyet kemeri takılı mı, dikkatimiz yerinde mi,

aradaki mesafe uygun mu?

Bunlara dikkat ettikten sonra gerisi artık bizim elimizde değil.

Yarın ne yaşarız, nelerle karşılaşırız, bilinmez…

Bugünü nasıl tamamlarsak yarına onu taşıyoruz. Belki de bu yüzden “önce bugün” demek gerekiyor.

Ne dünün yükünü yarına taşımalı… Ne de yarının telaşını bugüne çekmeli.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin şu sözü çok önemlidir:

Hak şerleri hayr eyler

Zannetme ki gayr eyler

Ârif anı seyr eyler

Görelim Mevla neyler

Neylerse güzel eyler

Bu söz insanı biraz olsun sakinleştiriyor.

Akşam koltuğa oturup çayımı yudumlarken sabahleyin komşumuzun söylediği o sözü yeniden hatırladım:

“Bugün ömrümüzden bir gün daha gidecek.”

İlk duyduğumda ağır gelmişti.

Ama biraz daha derinlemesine düşündüğümde bunun başka bir anlamı olduğunu fark ettim.

Bize hayatın geçiciliğini hatırlatıyordu.

Evet, her sabah gün yeniden başlıyor, akşam oluyor, ömrümüzden bir gün daha eksiliyor.

Ama asıl olan o günü nasıl yaşadığımız…

Başlayan her yeni gün bitiyor, ardından yerini başka bir güne bırakıyor…

Tıpkı şu şarkının sözleri gibi:

“Enginde yavaş yavaş,

Günün minesi soldu,

Derdim bana arkadaş

Bugün de akşam oldu…”

Bugünü en güzel hâliyle tamamlayalım.

Yarına Allah kerim.

Sağlık ve esenlik dileklerimle…

İyi günler.