BÖBÜRLENME

Ekranlara baktığımızda güç kullanma yetkisi olan bazı siyasilerin afra tafrasını, küçük dağları ben yarattım halini, böbürlenmesini; üzülerek izliyoruz.

Sokakta ise yakınında açık-kapalı otopark varken, son model arabasını kaldırıma park etmiş, davranışlarında kibirli, kendini diğer insanlardan ayrıcalıklı gören; görgüsüz, bencil muhterisler. Denizli’de Hasan Gönüllü kapalı otoparkı, sağında solunda üç tane açık özel otopark varken; kibirli adam otomobilini yaya kaldırımına park edip gidiyor. Ben herkesten farklıyım, ben herkesten üstünüm; istediğim gibi davranabilirim kibri, böbürlenmesi.

Mahallede babasının parası ile bahçeli bir ev sahibi olmuş, komşulara tepeden bakan, erkek hindi gibi kabarmış; yeni yetme, kibirli, genç toraman.

“Uzmanlar, böbürlenme davranışı gösteren kişilerde; aşağılık veya üstünlük kompleksi vardır. Davranışın nedenini bulmak için; geçmişe, çocukluğa inmek gerekir. Böbürlenme sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik nedenlere dayalı travmalardır.” Diyor.

Yazıyı yazarken rahmetli babamla yaşadığım bir an ve anı aklıma geldi. Kaklık ovasında pamuk tarlamızın karşısında, Niyazi Öztürk amcanın buğday tarlası vardı. O gün batı taraftan esen rüzgâr, sararma aşamasındaki buğday başaklarını, rüzgar da; koşan atın yelesi gibi, yatırıp savuruyordu. İlkokul mezunu olan babam, kendi anlayışı ve kendi dilince ermiş buğday başaklarını göstererek, ermiş olgunlaşmış başakların nasıl boynunu yere eğdiğini gösterdi. İnsanın yaş aldıkça, ekonomik durumu iyileştikçe, makamı, mevkii ve sosyal statüsü yükseldikçe; ermiş buğday başağı gibi olmasını, alçak gönüllü olmasını, dili döndüğünce anlatmıştı. O gün anlatmak istediklerini, tam kavrayamamıştım.

Ermiş buğday başağı modelini çoğumuz biliriz, bilmekten de öte sosyal yaşamımızda ilişkilerimizde, ermiş buğday başağı gibi olmaya özen gösteririz. Özen gösterenlerin sayıları azaldı, böyle insanlar hemen fark edilir. Bu davranışlar; ilişkilere değer katar, toplumdan da saygı ve değer görür.

Üretim ilişkileri, kontrolsüz kentleşme, hatalı eğitimler, kültürel yozlaşma, sosyal karmaşa; toplumların değerlerini ve buna bağlı olarak, davranışlarını da değiştirmekte. Son yıllarda çevrede üstünlük taslayan, böbürlenen kibirli insanları daha sık görür olduk. Bu insanların geçmişine bakıldığında büyük çoğunluğunun ana baba malı veya avantadan, siyasetten konum, mal elde ettikleri, kolay yoldan zengin oldukları görülür. Liyakat olmadan sadakat ile makam mevki ve statü sahibi oldukları anlaşılır. Zaman gösteriş, yağcılık, yardakçılık, yalan, imaj ve arzuya tapma zamanı olmuş.