BİRLEŞEREK BÜYÜMEK Mİ, YOKSA KÜÇÜLEREK BÜYÜMEK Mİ ?

Pandemi döneminden sonra dünya ekonomisi zor bir döneme girdi. Özellikle merkez bankalarının sıkı para politikaları piyasalarda beklenen olumlu etkiyi yapmadığı gibi, büyüme oranları yeterli kalmadı.

Bunların yanında ABD yaşanan başkan değişikliği ve başkanın yöntem değişikliği dünya piyasalarına olumsuz yansıdı. ABD Başkanının fütursuz yönetim tarzı bir çok ülkeye olumsuz örnek oldu. Böylece demokratik ülke sayısı 1996’dan bu yana en düşük seviyelere geriledi. Böylece kurallara dayalı düzenin sonuna gelindi. Hatta çok taraflılığının sonu, uluslar arası hukukun çöküşü, STK’ların çöküşü ve ya insan haklarının sonu gibi kavramlar ortaya çıktı.

Tabi böyle bir durumda özellikle BM sorgulanmaya başladı.

Bu durum ekonomiye, finansa, muhasebe uygulamalarına ve sigorta sektörüne olumsuz yansıdı. İmalat sektörü maliyetleri yönetmekte oldukça zorlandı.

Hal böyle olunca firmalar düşük kar marjı sebebiyle öncelikle bankalara borçlanma yoluyla likit bulmaya çalıştılar, daha sonra da nakit akışını düzenlemek için mal varlıklarını satarak nakit döngüsünü olumlu yöne taşımaya çalıştılar.

Bunlar çözüm olmayınca başka firmalarla birleşerek, küçülerek ayakta kalma yöntemi, borsaya açılma yöntemi, bazı sektörlerden çıkma, iflas ertele ve ya konkordato yöntemiyle ayakta kalmak istediler.

Ben de ise özellikle birleşme ve küçülerek büyüme konusunda örnekler aktarmaya çalışacağım.

Dünyada ve ülkemizde köklü firmalar var. Bu firmaların bazıları zaman içinde kurucu kişinin yönetim anlayışını terk ederek ciddi anlamda büyüyorlar. Bazı şirketler yatay büyüme uygulayarak aynı üretim alanında faaliyet boyutlarını büyütüyorlar.

Bu konuya örnek olarak, yurt dışından vermek isterim.

Saks & Co 1867’de, Bergdorf Goodman 1901’de ve Neiman Marcus 1907’de kurulmuşlardır. Üç firmada “upmarket departmanı store” kategorisinde ikonik mağaza zinciriydi. Üç firmanında olağanüstü binaları, gazetelere konu olan muhteşem vitrin görünümleri, Paris ve Milano’yu sollayan koleksiyonları vardı. Tabi ki çok ciddi tasarım departmanları mevcuttu. Böylece 20. yüzyıla damga vuran bir durum oldu.

21. yüzyıl pek çok köklü şirkete yaramadığı gibi, bu firmalara da yaramadı. Ortaya çıkan yeni sektör ve işlemeler; özellikle Netflix, Tesla, Amozon gibi mevcut düzeni bozan işletmeler devri başladı. E-Ticaretin baskısıyla da 2024 yılında bu üç şirket Saks Global çatısı altında birleşti. Burada önemli olan konu, birleşmenin finansmanın nasıl yapıldığıdır. Şirket ortaklarının öz sermaye ile yapılsa sıkıntı olmazdı. Ancak birleşmenin finansmanı büyük bir borçlanmayla yapıldığı için, birleşilen şirket sıkıntı yaşadı. Birleşilen şirket Saks Global en son “iflas korumaya” başvurmak zorunda kaldı.

Birleşilen şirket olan Saks Global çözüm yolları olarak ;

*2,2 milyar dolarlık tahvil ihracı gerçekleştirdi,

*Tedarikçi vadelerini 60 günden 90 güne çıkardı,

*Temerrüde düşen borçlar 12 aya bölünüyordu,

Ancak tüm bu çözüm yollarına rağmen, satışlar düştüğü gibi şirket zarar etmeye devam ediyordu.

Buradan da görüldüğü üzere, şirketler birleşerek hayatta kalmaya çalışabilirler ancak yapılması gereken öncelikle borçlanma yoluyla finansman bulmak değil şirket ortaklarının sermaye artışı yaparak sermayeyi güçlendirme yöntemi olduğu gibi, duran varlık ve stok kontrollerinin de yapılması gerekir.

Genellikle karşımıza şu durum çıkıyor. Şirket ortağı gelirini ve ya parayı şirketinden kazanıyor. Ancak aradan geçen süre içinde görüyoruz ki şirket fakirleştikçe patron zenginleşiyor. Bu konuda rahmetli üstad Şükrü KIZILOT şöyle soruyordu; “Şirket fakir, patron zengin olur mu ?”

Bu konuda bir değer konumuz ise küçülerek büyüme konusu;

Biz bu zor ekonomik koşullar içinde bu konuya çok daha sıcak bakanlardan biriyim. Kanaatimce bu konuda yapılması gerekenler ve yol haritası şöyle olabilir;

*Şirketin swot analizi yaparak güçlü yönlere odaklanmak, zayıf yönleri iyileştirmek ve verimsiz sektörlerden çıkmak,

*Mali ve finansal analizlere önem vermek,

*Verimliliği arttırmak,

*Dijitalleşmeyi sağlamak,

*Şirket sermayesini güçlü tutmak,

*Önce şirkete yatırım yapmak, entelektüel sermayeyi arttırmak ve denk bütçeyi sağlamak,

*Şirketten kazanılan parayı yine önce şirkete yatırım yapmak,

*Toplam giderlerin toplam gelirlere oranının dikkatlice ölçülmesi. Burada ideal oran %50’nin altında olmasıdır.

Kanaatimce mevcut ekonomik ortamda ve savaş ortamında “küçülerek büyümek” daha önemli olduğu kanaatimdeyim.

Saygı ile kalınız.