BİR ZİRVEDEN DAHA FAZLASI: ANKARA’NIN VERDİĞİ MESAJ

NATO Zirvesi sona erdi.

Şimdi kendimize şu soruyu soralım:

Kaçımız zirvenin sonuç bildirgesini okuduk?

Kaçımız liderlerin hangi konuda uzlaşıp hangisinde anlaşamadığını biliyoruz?

Muhtemelen çok azımız.

Ama hepimiz aynı görüntüleri izledik.

İzlanda Başbakanı'nın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hayran hayran bakışlarını...

Macron'un gözlüğünü...

Arnavutluk Başbakanı'nın spor ayakkabılarını...

Miçotakis'in mehter marşı eşliğinde yürüyüşünü...

Ve en çok da Trump'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı övgü dolu ifadelerini…

Diplomasi yalnızca masada yapılmaz.

Devletler bazen bir törenle, bazen bir mimari eserle, bazen de verdikleri özgüvenle konuşurlar.

Ankara'da dünya işte bunu gördü.

Dikkat ettiniz mi?

Yirmi iki yıl önce de NATO Zirvesi Türkiye'de yapılmıştı.

Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer’in; dönemin Başbakanının eşi Sayın Emine Erdoğan’ı, başörtülü diye, Zirvenin yapıldığı Dolmabahçe Sarayı’na kabul etmeyişinin ötesinde, bugün, o toplantıdan akıllarda kalan kayda değer bir anı yok.

Bu zirve ise uzun yıllar konuşulacak gibi görünüyor.

Çünkü bu defa Türkiye yalnızca ev sahipliği yapmadı; devlet aklını, tarih şuurunu ve medeniyet iddiasını da bütün dünyaya gösterdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi...

Mehter Takımı...

Yeniçeriler...

Tarihte kurulan Türk devletlerini simgeleyen askerler...

Süvari Birliği...

Liderlere ikram edilen menü…

Emine Erdoğan’ın, Çankaya Köşkü'ndeki zarif ev sahipliği...

Bütün bunlar rastgele ortaya çıkmış görüntüler değildi.

Bunların arkasında uzun yıllara yayılan bir devlet tasavvuru ve güçlü bir siyasi irade vardı.

Kanaatimce bu iradenin adı da, Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Beğenirsiniz ya da eleştirirsiniz...

Fakat hakkı teslim etmek gerekir ki, bugün Türkiye'nin uluslararası platformlarda sergilediği özgüvenli duruşun mimarı büyük ölçüde onun liderliğidir.

Dünya liderlerinin Ankara'da gördüğü yalnızca binalar değildi.

Karşılarında, ülkesine yeni bir iddia kazandırmış bir siyaset anlayışını da gördüler.

Trump'ın, Sayın Erdoğan hakkındaki sıcak sözleri...

F-35 programına ilişkin olumlu mesajları...

CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda verdiği destek...

Bunların tamamı, uluslararası siyasette yeni bir dönemin işaretleri olarak okunabilir.

Bundan en fazla rahatsız olanlar ise hiç şüphesiz Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen çevrelerdir.

Varsın rahatsız olsunlar.

Çünkü güçlü Türkiye, başkalarının toprağında gözü olan bir ülke değildir.

Ama gerektiğinde vatanını koruma iradesini de sonuna kadar gösterecek bir devlettir.

Bizim tarihimiz sömürünün değil; adaletin tarihidir.

Mazluma kol kanat geren, zalimin karşısında duran bir medeniyetin mirasçılarıyız.

Yahya Kemal'in dediği gibi:

"Kökü mazide olan âtiyiz."

Bugün Ankara'da görülen yalnızca bir NATO Zirvesi değildi.

Kökleri tarihe uzanan bir milletin, geleceğe yürüyüşüydü.

Rabbim devletimizi daim, milletimizi aziz eylesin.

Ülkemize ferasetli, dirayetli ve "Devlet-i Ebed Müddet" şuuruna sahip yöneticiler nasip etsin.

Cumhurbaşkanımıza da ülkemize hizmet yolunda sağlık, güç ve muvaffakiyet ihsan eylesin.

Âmin.