Okunacak olan kitaplardan birinin kâinat olduğunu söylemişler, doğrudur. Dağları ovaları aklına ne geliyorsa baktıkça hayran oluyorum. İlim sahipleri yaratılmış olan ne varsa kâinat kavramı içindedir demişler. Sadece bakıp hayran olmuyorum, birde yaratan vardır. “İşte bu hiç şüphesiz yaratılış bir ölçüye göre yapılmıştır.” Kamer 49
Kader kelimesi “ölçü” demektir. Misal “Güneş ve Ay bir hesaba göre (hareket etmekte)dir” Rahman 55. Buradan şu neticeyi çıkarmışlar: Yüce Allah’ın kudret sıfatının bulunduğu gerçeğidir. Yüce Allah’a güçsüzlük isnat edilemeyeceği gerçeğidir. Âlem ezeli ve ebedi görüşü safsatadır.
Bu tür görüş ve inanış sahibi olanların bir derdi var. İnsanın sorumlu bir varlık oluşuna, bir mükâfat ve cezanın varlığına kabul etmeme hastalığındandır. Kötülük işleyenler bunu yanlarında kâr olarak görmemelerindendir. Allah c.c rol çalan kesim kıyamet-ahiret sürecine inanmazlar.
Hayran olunacak başka bir husus ise şudur. Eğer bir ölçü olmasaydı kargaşa olurdu. Hâlbuki yaratılan ne varsa bir fıtrata sahip, bir başka husus ise her şey yerli yerinde yaratılmıştır. Gereksiz lüzumsuz bir şey yoktur.
Bu kısa ama genel bir değerlendirme ile varmak isteğim nokta şudur. İnsana bir irade isteme gücü verilmiştir iradeyi kullanmakta kaderdir. Ruh ve beden dünya ahiret insan mutlu olmak istiyorsa nasıl kâinat bir sisteme bağlı ise insan da bu ölçüyü esas almalıdır. İyi ve kötü kendiliğinden olmaz, davranışlarımız etkiler. İnsanların tercihine göre hayır ve şer gerçekleşir.
Allah insanlar için bir rol vermiş. Tüm insanların karakter ve mizacı kabiliyeti farklıdır. Niye böyle yarımlaşma içindir. Tüm insanlar tornadan çıkma gibi değiller. Kadın erkek, zengin fakir, sağlam engelli bir bütün olarak hayran olunacak bir zenginlik. Güçlü olan zayıfı korumalı, zayıf olan isyan etmemeli.
Hz. Muhammed As Mekke ve Medine etrafına harem ilan etmiş. Aynı anlayışı Osmanlı dedelerimizin Üsküdar’ı harem yani yasak alan ilan etmişler. Burada ne varsa bitki hayvan ve insan dokunulmaz. Birlikte yaşama var olma ilkesidir bu anlayış.
Günümüzde ne yazık ki güçlü bilhassa İsrail ve destekçileri yalnız kendileri efendi, yaşayacak olanlar kendileri diğerleri goim.
Durumun ciddiyetini kavrayan ama elini taşın altına koyan çözüm üreten insanlara şiddetle ihtiyacımız var. Kurtarıcı bekleme ham hayaldir, tembelliktir. Ben devreye girersem dünya düzelir mi? Sen işini yap gerisini Allah’a bırak.
Yunanlıların İzmir’e işgali sonrası Denizli Müftüsü Rahmetli Ahmet Hulusi Efendi şöyle demiş. Yerden bir taş alıp Yunana karşı atmanın sembolik bile olsa bir anlamı olduğunu söyler doğrudur ve yerindedir.