Çobanoğlu açıklamasında, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen “Barış Kurulu” adı altında ilan edilen yapının, dünya çapında yaşadığı stratejik yenilgiyi, çözümsüzlüğü ve gerilemeyi gizlemeyi amaçlayan, Amerika Birleşik Devletleri’nin saldırganlığını başka devletleri ortak ederek meşrulaştırma girişimi olduğunu ifade etti.
“ABD'NİN ASKERİ VE EKONOMİK HEGEMONYASI ÇÖKTÜ”
Amerika’nın askeri ve ekonomik gücüne dayanan tek kutuplu dünya hayallerinin geride kaldığını dile getiren Çobanoğlu, “ABD silahlı saldırganlıkla kendini güçlü göstermeye çalışabilir, ancak eskisi gibi dünyaya kendi projelerini dayatacak kuvvete sahip değildir. ABD, beş kıtada insanlığı hedef alan cepheler açmaktadır. Oysa ABD’nin bütün bu cephelerdeki iddiaları sürdürecek ekonomik ve askerî gücü kalmamıştır. ABD ekonomisi iniştedir. Dünya ekonomisinde Çin’in başını çektiği Asya güçleri ABD’yi geride bırakmaktadır. ABD’nin askeri gücünün karşısında Çin, Rusya, İran ve Türkiye gibi caydırıcı askerî kapasiteye sahip devletler bulunmaktadır. ABD en önemli müttefiki olan Avrupa devletlerini kaybetmektedir ve NATO dağılma sürecine girmiştir” dedi.
Bu koşullarda Trump’ın Barış Kurulu’na “Amerikan Barışı” dayatmasının gerçekçi olmadığını belirten Çobanoğlu, “Trump Barış Kurulu, yenilmekte olan Amerikan emperyalizminin uluslararası hukuku hiçe sayarak, Birleşmiş Milletler’i işlevsiz hale getirme planıdır. Amaçları İsrail’in Filistin işgalini meşrulaştırmak ve Filistin’i silahsızlandırarak teslimiyeti dayatmaktır. Dünyanın diğer bölgelerinde de Amerikan çıkarlarını dayatmaya çalışmaktadır. ABD, kural tanımaz haydutluğuna uluslararası bir kılıf uydurmaya çalışmaktadır. Bu kurul barış üretmez. Bu kurul hukuk üretmez” dedi.
“KÜRESEL HAYDUTLUĞUN KURUMSALLAŞMASI HEDEFLENİYOR”
Bu kurulun neye hizmet edeceğini anlamak için ABD’nin son günlerdeki uygulamalarına bakmanın yeterli olacağını anlatan Çobanoğlu, “Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Celia Flores’i kaçırmak, uluslararası hukukun ve devlet egemenliğinin açıkça çiğnenmesidir. Bu bir devlet faaliyeti değil, kelimenin tam anlamıyla eşkıyalıktır. ABD Latin Amerika’ya tehditlerle diz çöktürmeye çalışmakta, İran’a yönelik savaş planları yapmaktadır. Grönland’a göz dikmekte, Ukrayna’da savaşı körüklemekte, Tayvan boğazında kışkırtmalar tertiplemektedir. En önemlisi; ABD, İsrail ve Yunanistan namluları Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege adalarında, Yunanistan kıyılarında, Meriç Nehri’nin karşısında Türkiye’yi kuşatmaktadır. Suikastlarla, ambargolarla ve kaçırmalarla ayakta kalmaya çalışan bir gücün kurduğu masa, barış masası değil; suçu aklama masasıdır. Bu mesele yalnızca Filistin meselesi değildir; bu kurul, Amerikan zorbalığının kurumsallaştırılmasıdır” dedi.
“TÜRKİYE HÜKÜMETİ, BAŞKA BİR ÜLKENİN BAŞKANININ MEMURU OLABİLİR Mİ?”
Hükümete seslenen Çobanoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti; köklü devlet geleneği, milli onuru ve bağımsızlık karakteriyle, başka bir devlet başkanının kişisel başkanlığı altındaki bir yapıya üye olamaz. Türkiye, bir Amerikan başkanının ‘çağırdığı, çıkarttığı veya veto ettiği’ bir alt komite üyesi konumuna düşürülemez. Devletlerarası ilişkiler, ‘şahsi hiyerarşi’ ile değil, ‘egemen eşitlik’ temelinde yürütülür. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın hükümet adına bu belgeyi imzalamış olması, Türkiye’nin çıkarlarına aykırıdır. Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’de ABD üsleriyle fiilen kuşatılmışken ABD eşkıyalığını meşrulaştıracak bu kurullarda yer almak kabul edilemez. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Anadolu'nun güvenliği Gazze'den başlar’ diyordu. Anadolu'nun güvenliğini Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan, Hamas'ın silahsızlanmasını dayatan, İsrail saldırganlığına en büyük desteği veren, Gazze'yi rivieraya çevirme planları yapan Trump'la sağlayamazsınız. Trump planına imza atmak, Anadolu'nun zayıflatılmasına imza atmaktır.
Türkiye, bir başka devletin başkanının "nihai otorite" olduğu hiçbir yapıda bulunamaz. Bu, Türk Devlet onuruyla bağdaşmaz. Vatan Partisi olarak hükümeti uyarıyoruz: Bu imzayı derhal geri çekin. Türkiye’yi Amerikan eşkıyalığının suç ortağı yapmayın” dedi. HABER MERKEZİ




