BARIŞ SÜRECİ ve SİYASALLAŞMA KOORDİNATÖRLÜĞÜ

Sayın Devlet Bahçeli'nin bu haftaki grup toplantısını dinlemediyseniz, yazının başlığına anlam veremezsiniz.

Son günlerde yavaşlamış olan Terörsüz Türkiye Süreci, DEM Partili yöneticilerin açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi.

Geçtiğimiz hafta DEM Sözcüleri, Abdullah Öcalan'ın statüsü belli olmadığı için sürecin ilerleyemediğini belirtmişti.

Terörist başı, bebek katili Abdullah Öcalan'a daha önceden Kurucu Önder, yakıştırması yapan Devlet bey, bu sefer kendisine, Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü statüsünü önerdi.

Kurucu Önderlik ne kadar şaşırttıysa bu Siyasallaşma Koordinatörlüğü de o kadar dikkatimizi çekti.

Bu öneriyi yapan akla, basit bir soru sormak istiyorum:

Abdullah Öcalan, bir mahkum olarak açıklama yapınca ne değişiyor?

Hedef kitle aynı, onu mahkum olarak görenler aynı, onu Önder olarak görenler de aynı.

Bütün kanunlara, mevzuata uygun şekilde, mahkum Terörist başı, uygun görülen herkesle görüşüyor ve mesajlarını iletiyor.

Benim ve benim gibi vatan sevdalılarına, kendisine ne denirse densin, Abdullah Öcalan'ın açıklamaları, bir iğrenme duygusundan başka bir şey yansıtmıyor.

Ondan ülkemizin geleceği konusunda, insanlık konusunda, demokratik siyaset konusunda öğreneceğimiz hiç bir şey yok.

Öcalan'ın etkileyeceği kişiler, PKK Terör Örgütü'nün her kademesinde yer alan teröristlerdir.

Sürecin geldiği noktada, hukuki adımların atılabilmesi için teröristlerden, silah bırakıldığına ikna edecek adımlar beklenmektedir.

Beklentisine uygun statüyü kazandıktan sonra Öcalan, silah bırakma çağrısını yineleyecektir.

PKK Terör Örgütü, silah bırakmak için Öcalan'ın statüsünü, basit bir mahkumdan yukarılara taşımak istiyor.

Çok uzun zamandır hedefledikleri "meşruiyet" kavramı, Abdullah Öcalan'ın yeni Koordinatör statüsüyle ete kemiğe bürünecektir.

Biz Gaziler, uyarı yaptıkça, "Terörün bitmesini istemeyen, kandan beslenenler" olarak yaftalanıyoruz.

Derin bir nefes alıp doğru bildiğimizi yazmaya devam edelim:

Koordinatörlük bir statü olarak verilirse, bu statü sahibinin, muhataplarıyla karşılıklı talepler iletmeleri de söz konusu olur.

Bunun adına her yerde "pazarlık" derler.

İlk gün söylediğimizi tekrar ediyorum: Teröristle pazarlık olmaz.

Türk devletine hiç kimse silahını göstererek bir taalepte bulunamaz.