BANKA KREDİLERİNE BAKIŞ, SÜREKLİ REGÜLASYON VE BASEL IV KRETİRLERİ

Orta vadeli programa (2026-2028 ) baktığımızda tüfe için 2026 yılı % 16, 2027 %9, 2028 %8 olarak planlanmıştı. Ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nda 2026 yılı ara enflasyon hedefinin %24,0'e, 2027 hedefinin %15,0'e ve 2028 hedefinin %9,0'a yükseltildiğini açıkladı.

Enflasyon hedeflerinde bu derece artış beklentisi olması bayramdan önce ekonomi yönetimi banka kredilerinde kemeri iyice sıkma kararı aldı.

Burada amaç banka kredilerini iyice sıkarak enflasyonu kontrol altına almak.

Peki nasıl bir önlem alındı ve yansıması neler olacak ?

TCMB kredi büyümesine yönelik 8 haftalık sınırları aşağı yönde revize ederek , daha az kredi kullanılmasını sağlamayı böylece enflasyonu tutmayı amaçlamaktadır.

Bu revizeler 8 haftalık büyüme faslına göre şöyledir;

*İhtiyaç ve taşıt kredilerinde 8 haftalık büyüme sınırı yüzde 4'ten yüzde 3'e,

*Tüketiciye tahsis edilen kredili mevduat hesabı büyüme oranı % 2'den % 1'e,

*Kobilerde ise %5'ten ,% 4,5'a indirildi.

*Büyük işletmelerde ise bu oranlar % 3'ten , % 2'ye aşağı yönde revize edilmiş oldu.

TCMB'a bu önlemleri alarak sıkı para politikasına devam edeceğiz, böylece enflasyonu dizginleyeceğiz demek istedi.

TCMB Böyle dedi ama şöyle bir bazı verilere göz atalım.

*2026 / 1 .’ci dönem büyüme oranı % 2.5 olarak açıklandı. Bu oranlar Türkiye'nin resmi Orta Vadeli Program (OVP) büyüme hedefleri, son açıklanan programa göre 2026 yılı için % 3,8, 2027 yılı için % 4,3 ve 2028 yılı için ise % 5,0 olarak belirlenmiştir.

*Vergi tahakkuk ve tahsilat oranı yükselmiştir. Bütçe rakamları oldukça yükselmiştir.

2026 yılı merkezi yönetim bütçe kanununa göre; toplam bütçe giderleri 18 trilyon 929 milyar TL, bütçe gelirleri 16 trilyon 216 milyar TL ve öngörülen bütçe açığı yaklaşık 2 trilyon 713 milyar TL olarak belirlenmiştir.

*Döviz kurlarında artış oranları yeterli olmamakta. Yapılması gereken konu döviz kurunun aylık enflasyon oranında artış yapmaktır.

*Artan maliyetler nedeniyle şirketlerde öz kaynak yetersizliği baş göstermiştir.

*KGF Kredilerinde limit sorunu ortaya çıkmıştır.

*Şirketlerin ve bireylerin nakit döngüleri bozulmuştur.

Burada bir not aktarmak isteriz.

Bu konuda şirketlerin nakit döngüleri ve 3 yıllık faaliyet karları mevcut borçlarını ödeyebilecek düzeyde olan işletme sayısı oldukça azalmıştır. Hal böyle olunca dış kaynak ihtiyacı artmıştır.

*Devlet bütçesinde de dış kaynak ihtiyacı oldukça artmıştır. Bunun sebeplerinden bir tanesi şu an (2026 Nisan ayına göre ) kamuda çalışan sayısının 5.368.945 kişiye yükselmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısı ile her 4 ücretli çalışandan 1'i artık kamuda çalışmaktadır.

*Her yönü ile devlet, özel sektör ve aileler için tasarruf yapma dönemi gelmiştir.

Sürekli regülasyon;

Mali ve finansal mevzuatta sürekli regülasyon yapılmakta, bu durum uygulayıcıların ve yatırım sahiplerini oldukça zorlamaktadır. Belirsizlik ve sık değişen mevzuat uygulama zorluğu yaratmaktadır. Bir yasa gece resmi gazetede yayımlanmakta yürürlük tarihi ertesi gün olmaktadır. Kanaatimce yapılması gereken en azından yasa geçtikten sonra en az 1 ay uyum süreci olması yönündedir.

Hemen yürürlük kazanan yasalar uygulamada çok ciddi sıkıntılar yaratmakta ve daha sonra ciddi cezalar ortaya çıkmaktadır.

Peki bankalara yukarıda saydığımız zorunluluklar getirildi ama bankalar bunları kontrol etmede sıkıntı yaşamıyorlar mı?

Yarın bu bankalara ciddi cezalar gelmez mi? TL Mevduatın durumu nedir?

Açıkcası bankalar bu kuralları uygulamakta sanırım çok zorlanıyorlar ve zorlanacaklar.

CEO'lar kontrol etmekte oldukça zorlanıyorlar.

TL'de kalıp, dövizi tutabilmek için dolayısı ile enflasyonu kontrol altında tutmak için yine zor bir viraj alınıyor.

Peki bunun için şunlar yapılsa daha iyi olmaz mı?

*Üretimi ve ihracatı arttırmak.

*Tasarruf etmek.

*Tarıma önem vermek.

*Yapısal hukuki reformlar yapmak.vb.

BASEL IV Uygulamaları;

Açıkcası bizler hep Basel III Uygulamalarından bahsederdik. Ancak BDDK 2026 Yılından itibaren kademeli olarak geçtiği veya geçeceği anlaşıyor. Basel 4 uygulaması ile anlaşılan daha çok sermaye tüketimine yol açacağı ortaya çıkmaktadır.

Kısaca BASEL IV;

Türkiye'de Basel 4 uygulaması, BDDK tarafından yayımlanan tebliğ taslakları ve düzenlemelerle kademeli olarak hayata geçirilmektedir. Kurumun yayınladığı uyum takvimine göre; Bankacılık Hesapları Faiz Oranı Riski (BHFOR) geçişi ile operasyonel risk gibi hesaplamaların devreye alınması ve paralel raporlamaların başlatılması 2026 yılı itibarıyla kademeli olarak uygulanmaktadır.

Basel Komitesi'nin "kriz sonrası reformları tamamlama" paketi olan bu düzenlemeler, bankaların risk ağırlıklı varlık hesaplamalarını standartlaştırarak finansal istikrarı artırmayı hedefler. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bu küresel standartları uluslararası piyasalarla uyumlu olacak şekilde kendi takvimine göre aşamalandırmıştır.

Saygı ile kalınız.