ANILAR VE DÜŞÜNCELER

Butlan, mutlan, NATO mato, Amerikalı adam, zarif hanımlar, Kristrún ve Meloni, armağan tabancalar derken geçtiğimiz haftayı tamamladık. Tabii tutuklama ve gözaltılar da var. Birbirine karışan CHP... Bir tarafta seçilmişler, bir tarafta atanmışlar. Bu duruma sevinip el ovuşturanlar, kına bekleyenler...

Bu durum CHP'nin başına ilk olarak gelmiyor. 12 Eylül sonrası parti kapatılmış, seçimler yaklaşmış, yeni partiler kuruluyor. Kenan Evren'in desteklediği Milliyetçi Demokrasi Partisi, CHP'nin yerine getirilen ama pek benimsenmeyen Necdet Calp'in Halkçı Partisi, Özal'ın partisi ANAP...

Bunları niye anlatıyorum? Kitaplığıma bakarken Erdal İnönü'nün "Anılar Düşünceler 1" kitabını aldım, karıştırdım biraz. Yeni bir parti kurup başına geçmesini isteyen partilileri kırmak istemese de siyasete girmeyi istemiyor. Yazdığı satırlara bakalım:

"Ankara'da olduğum bir gün İbrahim Cevahir, bu defa Ankara'dan telefonla aradı ve CHP Genel Sekreteri Mustafa Üstündağ'ın beni evinde beklediğini haber verdi. O gün evinde iki saatten fazla bir süre boyunca bana Türkiye'nin siyasal durumunu, CHP'nin kapatılmasından önceki ve sonraki sorunlarını anlattıktan sonra benden beklediklerini açıklıkla ve heyecanla belirtti. Özetle söylediği şu idi: 'Askerî rejim CHP'yi kapattı ama CHP gibi tarihten gelen köklü bir kuruluş, siyasal olarak kapatılsa bile sosyolojik olarak kapanmaz, yaşamaya devam eder. Bugün de durum budur.' diyerek başka şeyler de anlattı."

Sonuçta gördüğümüz, Erdal İnönü bilim adamı olarak devam etmek istese de demokrasi adına görev üstleniyor. Gerisini biliyoruz. Günümüzde de aynı sıkışmışlık var. Yargı, butlan derken sıkışmış durumda CHP. O zaman nasıl Sosyal Demokrat Halkçı Parti kurulduysa, günümüzde sadece CHP'lilerin değil, tüm muhalefetin isteği yeni bir parti kurulması ve yol alınmasıdır. Sosyolojik durum bunu zorlamaktadır.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nı başlattığında "Silahımız yok" demişler. "Bulunur" demiş. "Paramız yok" demişler. "Bulunur" demiş. Çare hiçbir zaman tükenmez. Musa Eroğlu ne diyor?

"YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR"

Bana ne yazdan, bahardan

Bana ne borandan, kardan

Bana ne yazdan, bahardan

Bana ne borandan, kardan

Aşağıdan, yukarıdan

Yolun sonu görünüyor

Aşağıdan, yukarıdan

Yolun sonu görünüyor

Geçtim dünya üzerinden

Ömür bir nefes derinden

Bak feleğin çemberinden

Yolun sonu görünüyor

Ezrailin gelir kendi

Ne ağa der, ne efendi

Sayılı günler tükendi

Yolun sonu görünüyor

...

*****

Onu Denizli'de Şiir Otel'de kutlanan ilk Uluslararası Dünya Şiir Günü etkinliğinde tanıdım. Az konuşan, mütevazı kişiliği dikkatimi çekmişti. O etkinlikte sunuculuk görevim olduğundan tüm konukları gözlemleme şansım olmuştu. Etkinlik gezintilerinden birine çıkmak üzereyken koşa koşa bir hanım geldi bana. Ahmet Telli ile fotoğraf çektirmek istediğini söyledi. Ben rica edince hiç tereddüt etmeden gülümseyerek, "Çekiliriz, mutlu olurum" dedi. Canan Koç'tu çektirilmek isteyen hayranı. Sonra Nursel Ertekin, Telli ve ben yolculuk boyunca edebiyat ve şiirden konuştuk.

Size bir sır vereyim. Ahmet Telli, Esat Bozbıyık'a geliş-dönüş otobüs bileti ücretini vermeyi teklif etmiş. Esat Bey, "Olmaz öyle şey" diye reddetmiş tabii. Sizce de az rastlanacak bir durum ve kişilik değil mi?

Ahmet Telli'yi kaybettik. Uzun süredir rahatsızdı, tedavi görüyordu. Ölüm haberi tüm edebiyat topluluğunu ve sevenlerini çok üzdü. Sosyal medya onun fotoğrafları ve şiirleriyle doldu. 2025 Aralık ayındaki kitap fuarında görüşmüştük son kez. Ankara'ya ne zaman gitsem Yüksel Caddesi'nde karşılaşır, ayaküstü sohbet ederdik. Son kez gelişinde fotoğraf çektirmek istedim. O da veda fotoğrafı oldu.

Yaptığı söyleşide, "Şiirler dingin, sezdirici bir rol oynuyorlar." diyordu. Ahmet Telli'ye göre Türkçe şiir:

"Zamanın ruhuna bel bağlamadan belleğin biriktirdiği, gelenekselden arınarak kendine dair bir ben oluşturuyor. Modern şiirin sözlü kültüre de bir borcu kalmamış gibi gözüküyor. Çünkü bu kültürün salınımı popüler dalgaya kapıldığı için sözcükler anlam aktarımından yorulmuş, aşınmış ve hareket yeteneklerini büyük ölçüde yitirmişlerdir. Modern şiirin sözlü kültüre de bir borcu kalmamış gibi gözüküyor."

Ahmet Telli'ye göre:

"Şiirin beni özgürleşerek kendini özne kılmanın serbestliğini yaşamaktadır. Nesneler kendi yeni imgelerini bulmanın rahatlığıyla imgelen dünyamızı da zenginleştirmektedir."

Ahmet Telli, Özkan Fidan arkadaşımızın Gazi Eğitim'den sınıf arkadaşıydı. Delikliçınar Dergisi'ne çok destek verdi Ahmet Telli.

Ahmet Telli gitti. "Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider" dediği sevgili gitmedi belki, kent de yıkılmadı ama kendisini ve şiirini sevenleri öksüz bıraktı.

Bu yazıyı yazarken masamda tam karşımda fesleğen saksısı vardı. "Gidersen kim sular fesleğenleri, kuşlar nereye sığınacak akşam olunca?" Fesleğenler de, kuşlar da öksüz kaldı belki.

Ahmet Telli, kuşları Cemal Süreya'dan emanet aldı. Bakalım o kimlere emanet edecek? Fesleğenler ve kuşlar bana Ahmet Telli'yi anımsatacak hep.

Ruhu şad olsun. Ötede de şiirsiz ve dostsuz kalmasın.

Yazıyı bir Ahmet Telli şiiriyle bitirelim.

AYRILIK AYRACI

Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun

Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın

Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi

Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu

Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor

Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada

Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık

Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda

Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide

Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor

Ya da erteletiyorum biletimi son anda

Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam

Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin

Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık

Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek

Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi

Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık

Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için

Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara

Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr

Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada

Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı

Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor

Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde

Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu

Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa

Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın

Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

AHMET TELLİ

Hoşça kalın, dostça kalın, şiirsiz ve umutsuz kalmayın.