Akalan Mahallesi’nde Akalan Biyogaz Tesisleri’nin ÇED raporuna itiraz eden köylülerin başvurusu mahkeme tarafından reddedildi. Şirketin yaklaşık 10 kat kapasite artışına karşı açılan davada Acıpayam Belediyesi tüzel kişiliği ile bölgede ikamet eden ve arazileri bulunan vatandaşlar davacı olarak yer aldı. Davanın reddedilmesi üzerine Büyük Menderes İnisiyatifi üyeleri, Akalan Mahallesi Muhtarı ve köylülerin katılımıyla protesto gösterisi ve basın açıklaması yaptı.
“YAŞAYACAK BAŞKA BİR DÜNYA YOK”
Protesto gösterisinde konuşan davanın avukatı Esracan Mercan, projenin çevreye etkilerinin yönetilebilir olduğunu savunan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ancak mahkemenin bu itirazı reddettiğini belirtti.
Mercan, “Tesisin hemen yanında biberler yetiştiriliyor ve bu biberleri sağlıklı olarak şehirdeki yaşayan insanlar satın alıyorlar. Aslında bu biberlerin hiçbirisi sağlıklı değil. Çünkü bu biberler atıklarla birlikte yeraltı su kaynaklarına giren bu kirli suyla sulanıyor, dolayısıyla bu yetişen biberlerin hiçbirisi sağlıklı değiller. Bu tesis buradaki yaşam alanlarını çok ciddi bir şekilde tehdit ediyor. 96 ton kapasiteyle çalışan bu tesisin şu anda arıtma tesisi yetersiz ve 900 tona çıkartılması amaçlanıyor. Bunun önüne geçmek zorundayız. Çünkü yaşayacak başka bir dünya yok, gidebileceğimiz başka hiçbir yer yok. Suyumuz, sağlığımız için buradayız ve mücadeleye devam edeceğiz. Hukuki mücadelemizde maalesef yerel mahkeme altı ay içerisinde davanın reddine karar verdi. Çok hızlı bir şekilde gelen bilirkişiler burada tesisin ne kadar kötü çalıştığını görmesine rağmen toprakların açılıp atıkların topraklara atıldığını görmüş olmasına rağmen, tesisin hukuka uygun olduğunu, mevzuata uygun olduğunu söyledi ve davanın reddine karar verdi. Biz Danıştay’a başvuru yaptık. Dosyamız şu an Danıştay’da. Buradan Danıştay’a da sesleniyoruz. Başka yaşanacak bir dünya yok, gidebileceğimiz başka hiçbir yer yok. O yüzden bu tesisin 900 tona çıkmasına müsaade etmesinler” dedi.
“BİZ BU TESİSİN BÜYÜMESİNİ İSTEMİYORUZ”
Akalan Muhtarı Ahmet Çakmakçı da, tesisin yaşam alanlarını etkilediğini belirterek, “Burada 2020-2021 yıllarında açılan tesis tüm yaşam alanlarımızı tehlikeye atmıştır. Tehlikeye attığı yetmiyormuş gibi kapasiteyi 90 tondan 900 tona çıkarmak istiyorlar. Amaçları köyümüzü, çiftçilerimizi, toprağımızı ve tüm yaşam alanlarımızı yok etmek. Biz burada yaşayan halk olarak havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak için toplandık. Atıkları toprağa döken, yeraltı suyumuzu kirleten, kavunlarımızı, bahçelerimizi, biberlerimizi sineklendiren, kokudan dışarı çıkmamızı engelleyen bu tesisin yaşam alanlarımızı yok etmesine izin vermeyeceğiz. Hukuki mücadelelerinin yanı sıra alanda da mücadelemiz devam edecek. Biz bu tesisin büyümesini istemiyoruz” diye konuştu.
Basın açıklamasına katılan Köke Mahalle Muhtarı Mithat Gürler de santralin atıklarının, gizli bir boru ile Dalaman Çayı’na akıtıldığını iddia etti.
“BU İŞİN BİR YERDE DURMASI LAZIM”
Büyük Menderes İnisiyatifi adına konuşan Ahmet Ergun ise, sürecin uzun bir geçmişi olduğunu ifade etti.
Ergun, “Akalan’daki biyogaz santralinin hikayesi oldukça uzun. Çevre duyarlılığını gösteren bizler bu süreci son iki yıldır takip ediyoruz. Buradaki tesisin yakın bölgesinde 10 dönüm, 15 dönüm aralığında alana kuyu kazarak hayvan dışkısı, hayvan parçaları, silaj malzemeleri gibi şeyleri yakıp üzerinden ısıtarak enerjiyi gaza dönüştürüp, elektrik enerjisi elde etmeye çalışıyorlar. Bu faaliyetin sonucunda atmış olduğu atıklarla doğayı zehirlediğini, içme suyunu zehirlediğini, sinek oluşumuna büyük bir şekilde katkı verdiğini biliyoruz. Davalarla ve sosyal olarak da buradaki insanlarla bu işin karşısında durmaya çalışıyoruz. Ancak bu şirket durmuyor. 90 tonluk işlemi 960 tona çıkarmaya çalışıyor. Bu işin bir yerde durması lazım. Halkın sağlığına tehdit eden, halkın sağlığını rahatsız ederek kötü bir koşulda gıdalarımızın kirlenmesine yol açan bu tesislerin öyle veya böyle durdurulması gerekmektedir. Çünkü yapılan işlem sadece bir kişinin cebine girecek para düşünülerek yapılmaktadır. Buradan elde edilecek üretim ise sadece bir AVM’nin aydınlatmasına yetecek kadardır. Bir AVM’nin ışığı için bir AVM elektrik sistemi için bir kişinin cebine giren para için buradaki köylünün toprağına, suyuna zarar verilmesini, sineğe, zararlı haşereye ve kokuya, sağlıksız bir sisteme doğru yönlendirilmesi asla kabul etmiyoruz” dedi. METİN ELTAŞ




