AH ŞUUR

Uzun zamandır hayır işleri yapmaya çalışan biriyim. Ve başka dernek ve vakıflarla yakın temasım var. Bu tür yardımları yalnız Allah rızası için yapılır bunu da biliyorum. Gördüklerimi kısaca şöyle özetleyebilirim. Çok az insan dua ediyor, teşekkür ediyor. Yardımın kimden geldiğini merak ediyor.

Büyük çoğunluk duyarsız kimden ve niçin bu yardımı yaptığını ne soruyor nede merak ediyor. Son günlerde Pamukkale Eğitim Fakültesi Öğrenci Destek Birimi’ni yerinde gördüm. Öğrenci ve gönüllülerle bir söyleşi yaptım. Öğrenciler aldıkları yardımı kimden ve niçin yaptığını hiç düşünmemişler. Aynı sonuç orada gönüllü olanlar için de geçerli. İhtiyacı olduğu için bu çalışmayı yapıyor. İnşallah farklı düşünen vardır, işimiz şansa kalmış.

Bu neden böyledir? Biz akletmiyoruz, şuur yok dersem daha doğru olur. Hâlbuki Allah’ın ikram ettiği Kur’an’ın bize teşvikte bulunduğu eylem düşünme eylemidir.

İslâm kültür tarihindeki entelektüel geleneklere hayat veren ve bu gelenekler içinde çeşitli açıklamaların konusunu teşkil eden insanî bir çabadır. Kur’an düşünme, nazar, tefekkür ve benzeri kelimelerle ifade eden kelimeler var. Gözle bakmak var ama kalp gözüyle bakmak daha başkadır. Bu şekilde bir anlayış teşvik kulluk görevimizdir.

Batı dünyası göze hitap ediyor, resim heykel gibi. Günümüzde sosyal medya vs düşünmeyi aklı kullanmayı öldürmek için kullanıyor. Bu zihniyet insanları güdülecek bir sürü, sıradan insanlar olmasını istiyor. Düşünme şuurlu hareket kendilerinin işi sanki. “Düşünüyorum o halde varım” diyen boşuna söylememiş. Allah düşünmemizi aklımızı kullanmamızı ister. Gönderdiği seçtiği Elçiler fetanet sahibidir. Ne demektir bu onlar “üstün zekâ gücüne sahip olma” anlamındadır. Kötüler kötülük yapmak için aklını kullanıyor. İyiler niçin iyilik yapmak için aklını kullanmasın.